Yasal Pusula LogoYasal Pusula

Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği: Aidiyet, Bütünlük ve Manipülasyon Sorunu

Ekran görüntülerinin hukuk ve ceza yargılamasındaki delil değeri; aidiyet, bütünlük, manipülasyon, hukuka uygunluk ve doğrulama sorunları açısından incelenmektedir.

Mehmet Erdem VURAL
12 dk okuma süresi
Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği: Aidiyet, Bütünlük ve Manipülasyon Sorunu

Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği: Aidiyet, Bütünlük ve Manipülasyon Sorunu

Sosyal medya paylaşımları, mesajlaşma uygulamaları, e-postalar, internet siteleri ve mobil uygulamalardaki içerikler bugün pek çok hukuk ve ceza uyuşmazlığının doğrudan konusu hâline gelmiştir. Bu içeriklerin mahkemeye taşınmasında en sık kullanılan yöntemlerden biri ise ekran görüntüsü alınmasıdır.

Bununla birlikte ekran görüntüsünün kolaylıkla oluşturulabilmesi, kesilebilmesi veya düzenlenebilmesi; onun delil olarak hiçbir değer taşımadığı anlamına gelmediği gibi, dosyaya sunulmuş olmasının içeriği kendiliğinden ispatladığı anlamına da gelmez. Ekran görüntülerinde asıl mesele; görüntünün kaynağı, ilgili kişiye aidiyeti, içeriğin bütünlüğü, manipülasyon ihtimali ve hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğidir.

Ekran Görüntüsü Hukuken Delil Sayılabilir mi?

Hukuk yargılaması bakımından ekran görüntüsünün niteliği

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesi belge kavramını yalnızca klasik yazılı evrakla sınırlandırmamıştır. Elektronik ortamdaki veriler ile uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli görüntü ve benzeri veri taşıyıcıları da belge kapsamında kabul edilmektedir.[1]

Bu nedenle bir internet sayfasından, WhatsApp konuşmasından, Instagram mesajından veya başka bir dijital ortamdan alınan ekran görüntüsü sırf elektronik nitelikte olduğu gerekçesiyle delil dışı bırakılamaz. Ancak HMK m.199 kapsamında “belge” niteliğine sahip olması, ekran görüntüsünün kesin delil olduğu anlamına gelmez. Delilin ispat gücü HMK m.198 çerçevesinde hâkim tarafından somut olayın özellikleri ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Bu ayrım önemlidir. Bir ekran görüntüsü mahkemenin değerlendirme alanına girebilir; fakat görüntüde yer alan bilgilerin gerçekten karşı tarafa ait olduğu, görüntünün değiştirilmediği veya konuşmanın tamamını yansıttığı ayrıca tartışılabilir.

Ceza yargılaması bakımından ekran görüntüleri

Ceza muhakemesinde CMK m.217 uyarınca yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Dolayısıyla ekran görüntülerinin ceza yargılamasında kullanılmasını engelleyen genel bir yasak bulunmamaktadır.[2]

Bununla birlikte ceza muhakemesinde ekran görüntüsünün dosyada bulunması, failin kimliğinin ve suçun işlendiğinin otomatik olarak sabit olduğu anlamına gelmez. Özellikle görüntünün ait olduğu sosyal medya hesabının veya telefon numarasının sanıkla bağlantısı tartışmalıysa, bu bağlantının araştırılması gerekir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.01.2026 tarihli E.2023/15944, K.2026/1395 sayılı kararında sanık, suç konusu paylaşımın yapıldığı Facebook hesabının çalındığını ve paylaşımın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Dosyada şikâyet dilekçesine eklenmiş ekran görüntüsünden başka yeterli doğrulama bulunmaması karşısında Daire, açık kaynak araştırmasıyla paylaşımın gerçekten yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.[3]

Ekran Görüntüsü ile Kaynak Dijital Veri Arasındaki Fark

Ekran görüntüsü çoğu durumda dijital içeriğin kendisinden ziyade, içeriğin belirli bir anda ekranda görünen bölümünün görsel kaydıdır. Örneğin bir mesajlaşma uygulamasındaki ekran görüntüsü; mesajın uygulamadaki asli kaydı, cihazın teknik kayıtları veya uygulama veritabanının tamamı değildir.

Bu fark özellikle görüntünün doğruluğu inkâr edildiğinde önem kazanır. Kaynak cihaz veya özgün dijital veri mevcut olduğunda görüntünün onunla karşılaştırılması mümkün olabilir. Buna karşılık yalnızca basılı bir ekran görüntüsünün bulunması hâlinde doğrulama imkânları daha sınırlı kalabilir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 05.03.2018 tarihli E.2018/524, K.2018/5611 sayılı kararında da işveren tarafından sunulan WhatsApp dökümünün gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülmüş; Yargıtay, yazışmalara nasıl ulaşıldığı ve bunların gerçeğe uygun olup olmadığı yönünden hukuka uygunluk denetimi yapılmasına elverişli yeterli materyal bulunmamasını eksik inceleme olarak değerlendirmiştir.[4]

Bu yaklaşım ekran görüntüsünün değerlendirilmesinde birbirinden farklı iki sorunun bulunduğunu göstermektedir: Delil hukuka uygun şekilde mi elde edilmiştir ve delil gerçeği yansıtmakta mıdır? Birinin olumlu cevaplanması diğerini kendiliğinden çözmez.

Ekran Görüntüsünde Aidiyet Sorunu

Kullanıcı adı, profil fotoğrafı veya rehber kaydı tek başına yeterli midir?

Bir ekran görüntüsünde kişinin adı, profil fotoğrafı veya kullanıcı adı bulunması her durumda içeriğin o kişi tarafından oluşturulduğunu kesin biçimde göstermez. Telefon rehberindeki isim kullanıcı tarafından serbestçe değiştirilebilir; sahte sosyal medya hesabı oluşturulabilir veya bir hesaba üçüncü kişilerce erişilebilir.

Bu sebeple özellikle aidiyet inkâr edildiğinde telefon numarasının abonelik bilgisi, kullanıcı hesabının sahibi, cihaz kayıtları, önceki ve sonraki yazışmalar, IP veya platform verileri, mesaj içeriğindeki kişiye özgü bilgiler ve dosyadaki diğer deliller önem kazanabilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2026/1395 sayılı kararındaki yaklaşım da bunun tipik örneğidir. Sanığın hesabının ele geçirildiği yönündeki açık savunması karşısında yalnızca ekran görüntüsüyle yetinilmemiş; paylaşımın kaynağının araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.

Hukuk davalarında aidiyetin inkâr edilmesi

Hukuk yargılamasında da benzer bir problem vardır. HMK m.190'daki genel ispat yükü kuralı uyarınca, belirli bir dijital içeriğin karşı tarafa ait olduğu iddiasından kendi lehine hukuki sonuç çıkarmak isteyen taraf, uyuşmazlık hâlinde bu iddiasını ispatlamak durumundadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.09.2025 tarihli E.2025/5186, K.2025/7559 sayılı kararında boşanma davasına sunulan bazı ekran görüntülerinde yazışmanın kim tarafından gerçekleştirildiğinin ve numaraların kime ait olduğunun belirli olmadığı, ayrıca karşı tarafın kayıtları kabul etmediği dikkate alınmış ve söz konusu görüntülere ispat değeri tanınmamıştır.[5]

Dolayısıyla “ekran görüntüsü vardır” ile “ekran görüntüsündeki beyan davalı tarafından yapılmıştır” önermeleri birbirinden ayrılmalıdır.

Dijital Delilin Bütünlüğü ve Manipülasyon Sorunu

Ekran görüntüsünün değiştirilebilir olması delili geçersiz hâle getirir mi?

Dijital görüntülerin teknik araçlarla değiştirilmesi mümkündür. Ancak salt böyle bir ihtimalin bulunması, bütün ekran görüntülerinin baştan geçersiz kabul edilmesini gerektirmez. Aksi yaklaşım elektronik ortamda oluşan pek çok delilin kategorik biçimde dışlanması sonucunu doğurur.

Esas mesele, somut olayda görüntünün doğruluğunun ciddi biçimde tartışmalı olup olmadığı ve bu tartışmanın hangi delillerle giderilebileceğidir. Karşı taraf görüntüyü kabul ediyorsa, başka veriler görüntüyü doğruluyorsa veya kaynak veriyle uyum sağlanabiliyorsa ispat gücü artabilir. Buna karşılık aidiyeti ve içeriği açıkça inkâr edilmiş, yalnızca kırpılmış veya kaynağı belirsiz bir görüntünün ispat gücü daha düşük olacaktır.

Kırpılmış görüntüler ve bağlamın kaybolması

Ekran görüntüsünün manipüle edilmesi yalnızca teknik olarak metnin değiştirilmesi biçiminde gerçekleşmez. Konuşmanın veya paylaşımın belirli kısmının seçilerek geri kalanının dışarıda bırakılması da içeriğin anlamını değiştirebilir.

Örneğin “Sana bunun hesabını soracağım.” şeklindeki tek bir mesajın tehdit olarak yorumlanması mümkünken, konuşmanın tamamı incelendiğinde tarafların bir bilgisayar oyunu veya ticari hesap hakkında konuştukları anlaşılabilir. Aynı şekilde sözleşme müzakeresindeki bir kabul beyanı, önceki veya sonraki cümlelerle koşula bağlanmış olabilir.

Bu nedenle bir ekran görüntüsünün delil değerinde zaman sırası, konuşmanın öncesi ve sonrası ile görüntünün hangi bağlamda üretildiği önem taşır.

Ekran Görüntüsünün Hukuka Uygun Şekilde Elde Edilmesi

Hukuk yargılamasında hukuka aykırı delil yasağı

HMK m.189/2, hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını açıkça düzenlemektedir.

Bu nedenle ekran görüntüsünün gerçeği yansıtması tek başına yeterli değildir. Örneğin kişinin şifresinin kırılarak hesabına girilmesi, üçüncü kişiler arasındaki özel haberleşmeye izinsiz erişilmesi veya kişisel cihaza hukuka aykırı biçimde müdahale edilmesi suretiyle elde edilen görüntüler ayrıca hukuka uygunluk denetimine tabidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.03.2024 tarihli E.2023/5012, K.2024/1780 sayılı kararında eşin WhatsApp Web oturumu aracılığıyla izinsiz biçimde elde edilen görüşme kayıtları hukuka aykırı delil sayılmış ve kusur belirlemesinde kullanılamayacağı kabul edilmiştir. Daire ayrıca delilin elde ediliş şeklinin mahkeme tarafından re'sen değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.[6]

Ceza muhakemesinde hukuka aykırı delil

Ceza muhakemesinde hukuka uygunluk denetimi daha da belirgindir. Anayasa m.38/6 kanuna aykırı şekilde elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini düzenler; CMK m.206/2-a hukuka aykırı elde edilen delilin reddini, CMK m.217/2 ise suçun ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispatını öngörür.[7]

Ekran görüntüsü kolluğun şüpheliye ait telefona müdahalesi sonucu elde edilmişse, yalnızca görüntünün içeriği değil cihaz incelemesinin dayandığı koruma tedbirinin şartları da araştırılmalıdır. Bu konu daha önce yayımlanan “WhatsApp Yazışmalarının Ceza Yargılamasında Delil Niteliği” başlıklı makalede CMK m.134 ve güncel Yargıtay uygulaması bakımından ayrıntılı biçimde incelenmiştir.

Bilirkişi ve Adli Bilişim İncelemesi

Her ekran görüntüsü için bilirkişi incelemesi gerekli midir?

Her ekran görüntüsünde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine ilişkin genel bir kural bulunmamaktadır. Hukuk davalarında HMK m.266, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurulmasını öngörmektedir.

Bu nedenle tarafların görüntüyü ve aidiyeti kabul ettiği veya başka delillerle tartışmasız biçimde doğrulanan durumlarda teknik incelemeye ihtiyaç bulunmayabilir. Buna karşılık görüntünün sahte olduğu, konuşmanın değiştirildiği veya cihazdaki kayıtla uyuşmadığı yönünde ciddi bir uyuşmazlık varsa adli bilişim incelemesi önem kazanabilir.

Kaynak cihaz mevcutsa doğrulama imkânı

Kaynak telefon, bilgisayar veya diğer dijital materyalin mevcut olması hâlinde yalnızca ekran görüntüsünün kendisiyle sınırlı kalınmaksızın kaynak verinin incelenmesi mümkün olabilir. Böyle bir incelemede ilgili uygulamadaki kayıtlar, dosya bilgileri ve teknik veriler uyuşmazlığın niteliğine göre değerlendirmeye alınabilir.

Ancak teknik incelemenin hangi kapsamda yapılacağı mahkemenin uyuşmazlık konusu vakıa ve tarafların itirazları doğrultusunda belirlemesi gereken bir konudur. Bir kişinin tüm cihaz içeriğinin uyuşmazlıkla ilgisiz şekilde incelenmesi, özel hayat ve kişisel verilerin korunması bakımından ayrıca ölçülülük sorunu doğurabilir.

Noter veya e-Tespit ile Alınan Ekran Görüntüsünün Delil Değeri

Türkiye Noterler Birliği tarafından e-Devlet üzerinden e-Tespit hizmeti sunulmaktadır.[8] Bu tür tespit yöntemleri özellikle daha sonra silinebilecek internet içeriklerinin belirli bir anda mevcut olduğunun kayıt altına alınması bakımından önem taşıyabilir.

Bununla birlikte noter tespiti yapılmış olması ile tespit edilen içeriğin maddi anlamda doğru olması birbirinden farklı meselelerdir. Noter tespiti, noter tarafından gözlemlenen veya sistem üzerinden tespit edilen içeriğin belirli zamanda mevcut olduğunu ispat bakımından güçlendirebilir; fakat örneğin sosyal medya hesabının gerçekte kime ait olduğu, paylaşımın hesap sahibi tarafından bizzat yapılıp yapılmadığı veya paylaşım öncesinde içeriğin manipüle edilip edilmediği gibi meseleleri kendiliğinden kesinleştirmez.

Dolayısıyla noter tespiti delilin varlığını ve zamanını güvence altına almak bakımından değerli olmakla birlikte, aidiyet ve maddi gerçeklik tartışmalarını tamamen ortadan kaldıran bir araç olarak görülmemelidir.

Ekran Görüntüsünün Diğer Delillerle Desteklenmesi

Dijital delilin güvenilirliği çoğu zaman başka delillerle kurulan bağlantı sayesinde güçlenir. Bir ekran görüntüsündeki yazışmanın banka transferi, e-posta, telefon trafik kaydı, tanık anlatımı veya başka bir dijital kayıtla örtüşmesi, görüntünün ispat gücünü artırabilir.

Bunun aksi de geçerlidir. Görüntünün içeriği dosyadaki objektif verilerle çelişiyor veya ilgili hesaba aidiyet konusunda hiçbir destekleyici bulgu bulunmuyorsa görüntünün tek başına hükme esas alınması sorunlu hâle gelebilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2026/1395 sayılı kararı da ekran görüntüsüyle yetinilmemesi ve aidiyeti doğrulayabilecek araştırmanın yapılması gerektiğine ilişkin güncel bir örnek oluşturmaktadır.

Yargıtay Uygulamasından Çıkan Temel İlkeler

Güncel ve yerleşik Yargıtay yaklaşımı birlikte değerlendirildiğinde ekran görüntülerinin peşinen geçerli veya geçersiz sayılmadığı görülmektedir. Yüksek Mahkemenin denetimi; özellikle görüntünün nasıl elde edildiği, kime ait olduğu, gerçeğe uygunluğunun denetlenebilir olup olmadığı ve başka delillerle desteklenip desteklenmediği noktalarında yoğunlaşmaktadır.

Bu nedenle ekran görüntüsünün delil niteliğinde üç ayrı aşamanın birbirinden ayrılması gerekir: önce delilin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği, sonra görüntünün kaynağı ve aidiyeti, son olarak ise ispat edilmek istenen vakıa bakımından taşıdığı ispat gücü değerlendirilmelidir.

Sonuç

Ekran görüntüleri gerek hukuk gerek ceza yargılamasında kullanılabilecek dijital deliller arasındadır. Hukuk yargılamasında HMK m.199'daki geniş belge tanımı, elektronik görüntülerin mahkeme önünde değerlendirilmesine imkân vermektedir. Ceza muhakemesinde ise CMK m.217 çerçevesinde hukuka uygun şekilde elde edilmiş ekran görüntülerinin delil olarak kullanılmasına kategorik bir engel bulunmamaktadır.

Bununla birlikte ekran görüntüsünün dosyada bulunması, görüntünün içeriğinin gerçek veya ilgili kişiye ait olduğunun otomatik biçimde kabulünü gerektirmez. Özellikle aidiyet inkâr edilmişse görüntünün kaynağı, hesabın veya numaranın kime ait olduğu, konuşmanın bütünlüğü ve başka delillerle uyumu araştırılmalıdır.

Dijital içeriğin kolaylıkla değiştirilebilir olması da bütün ekran görüntülerini değersiz hâle getirmez. Belirleyici olan, somut görüntünün doğrulanabilirliği ve yargısal denetime elverişli olup olmadığıdır. Yargıtayın güncel yaklaşımı da ekran görüntülerinde hukuka uygunluk, aidiyet ve güvenilirlik denetiminin birlikte yapılması gerektiğini göstermektedir.

İlgili Makaleler:

  1. Özel hukuk uyuşmazlıklarında WhatsApp yazışmalarının belge ve delil başlangıcı niteliği konusu için bkz. WhatsApp Yazışmalarının Hukuk Yargılamasında Delil Niteliği.

  2. Ceza soruşturması veya kovuşturmasında WhatsApp mesajlarının elde edilmesi ve değerlendirilmesi konusu için bkz. WhatsApp Yazışmalarının Ceza Yargılamasında Delil Niteliği.

Kaynakça

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.189, m.190, m.198, m.199 ve m.266.
  2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m.206, m.217 ve m.223.
  3. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 14.01.2026, E.2023/15944, K.2026/1395. Sosyal medya hesabının sanığa aidiyeti tartışmalı olduğu hâlde yalnızca ekran görüntüsüyle yetinilmemesi ve paylaşımın araştırılması gerektiğine ilişkin karar. Karar künyesi ve metni doğrulanmıştır.
  4. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 05.03.2018, E.2018/524, K.2018/5611. Mesajlaşma dökümlerine nasıl ulaşıldığı ve gerçeğe uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine ilişkin karar.
  5. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.09.2025, E.2025/5186, K.2025/7559. Kimin tarafından yazıldığı ve ilgili numaraların kime ait olduğu belli olmayan, karşı tarafça kabul edilmeyen ekran görüntülerinin ispat değerine ilişkin karar.
  6. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.03.2024, E.2023/5012, K.2024/1780. WhatsApp Web üzerinden izinsiz elde edilen yazışmaların HMK m.189/2 bakımından hukuka aykırı delil niteliğine ilişkin karar.
  7. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m.20, m.22 ve m.38/6.
  8. Türkiye Noterler Birliği, e-Tespit Hizmeti, e-Devlet Kapısı.

Etiketler

  • #Adli Bilişim
  • #CMK
  • #Dijital Delil
  • #Ekran Görüntüsü
  • #Elektronik Delil
  • #HMK
  • #Haberleşmenin Gizliliği
  • #Hukuka Aykırı Delil
  • #İspat Hukuku