22. Hukuk Dairesi 2018/524 E. , 2018/5611 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde
taraflar vekillerince temyiz edilmiş ve davalı vekilince duruşma talep edilmiş ise de; işin
mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına
karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor
dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence
feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe
başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer
haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek, davanın
reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, toplanan delillere dayanılarak, davacı işçinin her ne kadar haksız
bir kazancı yok ise de usule aykırı işlem yaptığı ve bu sebeple işçi ile işveren arasındaki
güven ilişkisinin ortadan kalktığı gerekçesiyle, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe
dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf başvurusu :
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı işveren tarafından sunulan “WhatsApp” programı
mesajlaşma dökümü ve dosya içeriğindeki delillere göre, İlk Derece Mahkemesi kararının
usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun
esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu :
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Somut olayda, davalıya ait işyerinde satış müdürü olarak çalışan davacı işçinin iş
sözleşmesi, davalı işverence 27/09/2016 tarihli yazılı fesih bildirimiyle; davacının gerçekte
yapılmamış bir hizmet noktası transferini yapmış gibi göstererek ilgili bayiden buna karşılık
70.000,00 TL tutarlı fatura aldığı ve bu bedelin bayinin cari hesabına alacak olarak
kaydedilmesini sağladığı iddiasıyla, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesine
dayanılarak feshedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek davanın reddine
karar verildiği ve bu karara karşı sadece davacı tarafın istinaf başvurusunda bulunduğu
dikkate alındığında, usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince, bu aşamadan sonra tartışılması
gereken husus, feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı değil, geçerli sebebe dayanıp
dayanmadığıdır.
Davalı işveren, davacının gerçekte yapılmamış bir hizmet noktası transferini yapmış gibi
göstererek ilgili bayiden buna karşılık 70.000,00 TL tutarlı ( artı Kdv) fatura aldığını ve bu
bedelin bayinin cari hesabına alacak olarak kaydedilmesini sağladığını, bu işlemden elde
edilen menfaatin ise, aynı işyerinde satış direktörü olarak çalışmış .... ’nun evinin
tadilatında yapılan masraflar için kullanıldığını iddia etmektedir. Dosyaya sunulan
13/10/2015 tarihli faturanın, dava dışı .... Turizm Tekstil Gıda Tem. İnş. İhr.Tic. Ltd. Şti.
tarafından, “hizmet bedeli” açıklamasıyla 70.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiği ve
muhatabının davalı şirket olduğu görülmektedir. Söz konusu faturanın arka sayfasında yer
alan ve yine işverence sunulan belgede ise, “Hn’ye yapılan transfere istinaden”
açıklamasıyla Bölge Satış Müdürü unvanıyla davacının imzası bulunmaktadır. Davacı,
işverene verdiği savunmasında, transferin kendi bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, atılı
isnatların ise doğru olmadığını beyan etmiştir.
Dosyaya davalı tarafça sunulan 23/09/2016 tarihli, ... ( davalı tanığı) imzasını taşıyan ve
işverene karşı yazılan dilekçede; davacı işçinin ve işyerinde satış direktörü olarak çalışan ....
’nun, kendisinden .... ’nun evinin tadilatı için yardımcı olmasını istediklerini, gerekli
malzeme ve usta temini gibi hususlarda yardımcı olduğunu ve bu sebeple 72.000,00 TL
masraf yaptığını, masrafın ödenmediğini, davacının, gerçekte yapılmamış bir transferi
yapmış gibi göstererek işveren şirkete karşı fatura düzenlemesini istediğini, bu şekilde
yapılan masrafları faturadan karşılayabileceğini söylediğini, kendisinin de belirtilen faturayı
düzenleyerek davalı işverene verdiğini, bu bedelin cari hesabına alacak olarak
kaydedilmesinin sağlandığını ve davalı şirket tarafından kendisine ödenen bedelin davacının
bilgisi dahilinde, .... ’nun evinin tadilat harcamalarında kullanıldığını beyan ettiği
görülmektedir.
İlk Derece Mahkemesi’nce dinlenen davalı tanığı ..., kendisinin davalı şirketin bayiliğini
yaptığını ifade ederek, işverene karşı sunduğu dilekçesinde aktardığı ifadelere benzer
şekilde anlatımda bulunmuştur.
Davalı işverence, şikayette bulunulması üzerine, davacı işçi ve .... hakkında Ankara Batı
Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davacı işçinin her ne kadar haksız bir kazancı yok ise de, usule
aykırı işlem yaptığı ve bu sebeple işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığı
gerekçesiyle, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığı kabul edilmiştir. Ne var ki,
salt tanık ...’nün beyanıyla yetinilerek, davacının delilleri arasında dayandığı ticari defter ve
kayıtlar üzerinde inceleme yapılmaması yerinde değildir. Ayrıca, tanık ..., davalı işverene
sunduğu dilekçesinde yazılı tutarda tadilat masrafı yaptığını iddia etmiş olmasına göre, bu
denli yüksek tadilat masrafına ilişkin makbuz, banka dekontu veya sair bir belge bulunup
bulunmadığı hakkında bir denetleme yapılması gereklidir. Diğer taraftan, Bölge Adliye
Mahkemesi’nce, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar gerekçesinde,
“WhatsApp” programı mesajlaşma dökümüne de dayanılmış ise de; bu döküm davalı
işverence, davacı ile ... arasındaki yazışmalara ilişkin olduğu iddia edilerek dosyaya
sunulmuştur. Anılan döküme karşı davacı vekilinin, gerçeğe aykırılık itirazı bulunmaktadır.
Bu mesajlaşma yazışmalarına nasıl ulaşıldığı ve gerçeğe uygun olup olmadığı yönlerinden
hukuka uygunluk denetimi yapılmasına elverişli bir delil ise dosya içeriğinde yoktur.
Anılan sebeplerle, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm tesisi hatalı görülmüştür. Bu
halde, deliller arasında gösterilen ticari defter ve kayıtlar, iddia ile savunma doğrultusunda
bilirkişi vasıtasıyla incelenmeli, transfer olarak adlandırılan uyuşmazlığa konu işleme ilişkin
tüm kayıtlar ve banka hesap hareketleri üzerinde durulmalıdır. Ayrıca, davalı tanığı ... de
yeniden dinlenilerek, dilekçesinde bahsi geçen tadilat işlem ve masraflarına ilişkin makbuz,
banka dekontu veya sair bir belge bulunup bulunmadığı sorulmalıdır. Belirtilen yönlerden
tesis edilecek işlemlerin ardından, Savcılık soruşturma dosyasının akibeti araştırılarak,
dosya kapsamı delil durumuna göre ceza soruşturmasının (veya kovuşturmasının)
neticelenmesinin bekletici mesele yapılmasının gerekip gerekmediği de yeniden
değerlendirilmeli ve bir sonuca gidilmelidir.
Yukarıda yazılı sebeplerden İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olmasına rağmen,
istinaf başvurusunun yazılı gerekçeyle esastan reddine karar verilmesi hatalı olup, Bölge
Adliye Mahkemesi kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılmasıyla, 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece
Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten BOZULARAK
ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine
gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine
gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
05/03/2018 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.