WhatsApp Yazışmalarının Hukuk Yargılamasında Delil Niteliği
Günlük ve ticari iletişimin önemli bir bölümünün dijital ortama taşınması, WhatsApp yazışmalarını hukuk yargılamasında sık başvurulan ispat araçlarından biri hâline getirmiştir. Sözleşmenin kurulması, borcun kabul edilmesi, ödemenin yapıldığının bildirilmesi, iş ilişkisindeki talimatlar veya aile hukukuna ilişkin vakıalar çoğu zaman mesajlaşma uygulamalarındaki kayıtlarla ortaya konulmaktadır.
Bununla birlikte bir WhatsApp konuşmasının mahkemeye sunulabilmesi ile söz konusu konuşmanın uyuşmazlığı ispatlamaya yeterli görülmesi aynı anlama gelmez. Yazışmanın hukuki niteliği, kime ait olduğu, bütünlüğünün korunup korunmadığı ve hangi yöntemle elde edildiği birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken meselelerdir.
WhatsApp Yazışmalarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bakımından Niteliği
Elektronik yazışmalar “belge” sayılabilir
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesinde belge kavramı, yalnızca kâğıt üzerindeki yazılı evrakla sınırlandırılmamıştır. Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli elektronik ortamdaki veriler de kanun tarafından belge olarak kabul edilmektedir.[1]
Bu nedenle WhatsApp üzerinden gerçekleştirilen bir yazışmanın elektronik ortamda bulunması, onun hukuk yargılamasında delil olarak ileri sürülmesine engel değildir.
Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 25.11.2024 tarihli E.2023/1984, K.2024/4323 sayılı kararında WhatsApp yazışmalarını HMK m.199 kapsamında belge olarak değerlendirmiştir. Daire, eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkta bu yazışmaların göz ardı edilerek hüküm kurulmasını isabetli bulmamış ve yazışmaların diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.[2]
Ancak burada “belge” ile “kesin delil” kavramlarının birbirinden ayrılması gerekir. WhatsApp yazışmasının HMK m.199 anlamında belge olması, mahkemenin mesaj içeriğini tartışmasız doğru kabul edeceği anlamına gelmez. WhatsApp mesajları, sırf elektronik veri olmaları nedeniyle HMK'nın güvenli elektronik imzalı veriye bağladığı kesin delil gücünü de kendiliğinden kazanmaz.
WhatsApp yazışmaları delil başlangıcı oluşturabilir
WhatsApp yazışmalarının uygulamadaki önemli işlevlerinden biri de HMK m.202 kapsamında delil başlangıcı oluşturabilmesidir.
Senetle ispat zorunluluğu bulunan bir hukuki işlem bakımından, işlemi tamamen ispatlamaya yeterli olmamakla birlikte işlemin varlığını muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş bir belge mevcutsa tanık dinlenebilmesi mümkündür.
Örneğin yazılı bir ödünç sözleşmesi bulunmadığı hâlde davalının WhatsApp üzerinden “Gönderdiğin parayı gelecek ay iade edeceğim.” şeklinde bir mesaj göndermesi, somut olayın koşullarına göre hukuki işlemin varlığını muhtemel gösteren bir delil başlangıcı sayılabilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E.2023/1984, K.2024/4323 sayılı kararında da WhatsApp yazışmalarının HMK m.199 kapsamında belge olduğu, HMK m.202'nin şartlarını taşıması hâlinde delil başlangıcı oluşturabileceği ve bu durumda tanık dinlenebileceği kabul edilmiştir.
WhatsApp Yazışmasının İspat Gücü Nasıl Belirlenir?
Yazışmanın karşı tarafa aidiyeti
Bir mesajın dosyaya sunulmuş olması, o mesajın iddia edilen kişi tarafından gönderildiğini tek başına göstermeyebilir. Özellikle karşı taraf mesajların kendisine ait olmadığını ileri sürüyorsa aidiyet sorunu ortaya çıkar.
HMK m.190 uyarınca, kanunda aksi öngörülmedikçe iddia ettiği vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf, söz konusu vakıayı ispatla yükümlüdür.[1] Bu nedenle bir taraf “Davalı WhatsApp mesajında borcunu kabul etti.” iddiasıyla kendisi lehine sonuç çıkarmak istiyorsa ve mesajın aidiyeti inkâr ediliyorsa bu hususun ispatı önem kazanır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.12.2024 tarihli E.2023/3675, K.2024/9976 sayılı kararında da WhatsApp ekran görüntülerinin davalıya ait olduğu ve hukuka uygun şekilde elde edildiği ortaya konulmadan bunlara dayanılmasının mümkün olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.[3]
Telefon rehberindeki isim tek başına aidiyeti kanıtlamaz
WhatsApp ekranında görünen profil adı veya telefon rehberine kaydedilmiş isim, teknik olarak kullanıcı tarafından değiştirilebilir. Bir telefon numarasının rehbere “Ahmet” şeklinde kaydedilmiş olması, numaranın mutlaka Ahmet'e ait olduğunu göstermez.
Aidiyet tartışmasında telefon numarasının tarafla bağlantısı, konuşmanın önceki ve sonraki bölümleri, tarafların yalnızca kendilerinin bilebileceği bilgiler, banka hareketleri, sözleşmeler, başka mesajlar ve gerektiğinde teknik inceleme birlikte önem taşıyabilir.
Dolayısıyla WhatsApp mesajlarının değerlendirilmesinde yalnızca ekranda görülen isme değil, mesajın uyuşmazlığın bütünü içindeki yerine bakılması gerekir.
Ekran görüntüsü ile asıl dijital kayıt aynı değildir
Uygulamada WhatsApp yazışmaları çoğu zaman ekran görüntüsü şeklinde mahkemeye sunulmaktadır. Ekran görüntüsü de HMK kapsamında değerlendirmeye elverişli bir veri olabilir; ancak teknik açıdan kesilmesi, belirli mesajların çıkarılması veya içeriğin değiştirilmesi mümkündür.
Bu nedenle özellikle ekran görüntüsünün doğruluğu veya bütünlüğü açıkça tartışmalı hâle getirildiğinde, mahkemenin yalnızca tek bir görüntüye dayanması yerine konuşmanın tamamını ve diğer destekleyici delilleri incelemesi daha sağlıklı olacaktır.
HMK m.198 uyarınca hâkim, kanundaki istisnalar dışında delilleri serbestçe değerlendirir. Dijital bir yazışmanın ispat gücü de içeriği, kaynağı ve diğer delillerle uyumu göz önünde bulundurularak belirlenir.
Konuşmanın Bütünlüğü ve Bağlamı Neden Önemlidir?
WhatsApp konuşmalarında tek bir mesajın konuşmanın bütününden koparılması, mesajın anlamını önemli ölçüde değiştirebilir.
Örneğin yalnızca “Tamam, borcumu ödeyeceğim.” şeklindeki mesajın sunulması açık bir borç kabulü izlenimi yaratabilir. Buna karşılık önceki mesajlarda tarafın borçlu olmadığını savunduğu, yalnızca uyuşmazlığı sona erdirmek amacıyla ödeme teklif ettiği görülüyorsa aynı cümlenin hukuki anlamı değişebilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararında da WhatsApp yazışmaları yalnız başına değil, ödemeler ve diğer ispat araçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken deliller olarak ele alınmıştır.
Bu nedenle dijital mesajlarda yalnızca içeriğin değil, zaman sırasının, konuşmanın bütününün ve bağlamın korunması önem taşır.
Hukuka Aykırı Elde Edilen WhatsApp Yazışmaları
HMK m.189/2'deki hukuka aykırı delil yasağı
WhatsApp yazışmasının gerçek olması, onun mutlaka mahkemede kullanılabileceği anlamına gelmez. HMK m.189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller bir vakıanın ispatında mahkeme tarafından dikkate alınamaz.
Dolayısıyla mahkemenin yalnızca “Bu mesaj gerçek mi?” sorusuna değil, gerekli olduğunda “Bu mesaj hangi yöntemle elde edildi?” sorusuna da cevap vermesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.10.2024 tarihli E.2024/101, K.2024/7537 sayılı kararında eşin telefonunun zorla ele geçirilmesi ve şifresinin kırılması suretiyle elde edilen mesaj kayıtları hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmiş; bu delillere dayanılarak kusur yüklenemeyeceği sonucuna varılmıştır.[4]
Yazışmanın tarafı olmak ile başkasının yazışmasına gizlice erişmek farklıdır
Kişinin bizzat tarafı olduğu bir WhatsApp görüşmesini uyuşmazlıkta delil olarak sunması ile üçüncü kişilerin haberleşmesine izinsiz erişmesi aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Konuşmanın tarafı olan kişi zaten kendisine gönderilen mesajın muhatabıdır. Buna karşılık başka bir kişinin telefonunun şifresini kırmak, hesabına izinsiz erişmek veya üçüncü kişiler arasındaki özel konuşmaları gizlice ele geçirmek; özel hayatın gizliliği, haberleşmenin gizliliği ve ceza hukuku bakımından ayrıca sorun yaratabilir.[5]
Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesi de haberleşmenin gizliliğini koruyan hükümler içermektedir. Bununla birlikte delilin hukuka uygunluğu her olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir; konuşmanın tarafı olmak, yazışmanın her ortamda sınırsız biçimde yayımlanabileceği anlamına gelmez.
Özel Hayat ve Haberleşme Hürriyeti Bakımından WhatsApp Yazışmaları
Dijital mesajların delil olarak kullanılması yalnızca HMK hükümleriyle ilgili değildir. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile 22. maddesindeki haberleşme hürriyeti de değerlendirmede önem taşır.[6]
Anayasa Mahkemesinin Samet Ayyıldız, B. No: 2018/34548, 28.12.2021 kararında, çalışanın işyeri bilgisayarındaki WhatsApp yazışmalarının işveren tarafından elde edilmesi ve iş sözleşmesinin feshine dayanak yapılması incelenmiştir. AYM; işçiye özel iletişimin denetlenebileceği konusunda yeterli ön bilgilendirme yapılmamasını, mesaj içeriklerine erişimin gerekliliğinin ortaya konulmamasını ve çalışanın özel iletişimine ilişkin makul beklentisinin değerlendirilmemesini anayasal güvenceler bakımından yetersiz bulmuş, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar vermiştir.[7]
Bu karar özellikle iş uyuşmazlıklarında WhatsApp mesajlarının nasıl elde edildiğinin ve çalışan üzerindeki denetimin önceden öngörülebilir olup olmadığının önemini ortaya koymaktadır.
WhatsApp Mesajı Tek Başına Davanın Sonucunu Belirler mi?
WhatsApp mesajlarının ispat gücü konusunda tüm uyuşmazlıklar için geçerli tek bir cevap vermek mümkün değildir.
Tarafından gönderildiği kabul edilen, açık ve tereddütsüz bir borç ikrarı içeren mesaj ile aidiyeti inkâr edilen, yalnızca kırpılmış bir ekran görüntüsü hâlinde bulunan ve başka hiçbir delille desteklenmeyen mesaj aynı ispat gücüne sahip değildir.
Mahkeme değerlendirmesinde özellikle şu unsurlar birlikte önem taşıyacaktır: mesajın kime ait olduğu, konuşmanın bütünlüğü, içeriğin açıklığı, mesajların hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve başka delillerle doğrulanıp doğrulanmadığı.
Sonuç
WhatsApp yazışmaları hukuk yargılamasında kullanılabilecek önemli dijital deliller arasındadır. HMK m.199 gereğince elektronik veriler belge niteliğinde olduğundan WhatsApp mesajları da uyuşmazlık konusu vakıaların ispatında değerlendirilebilir.
Bununla birlikte mesajların “belge” niteliğinde olması, bunların her durumda kesin delil olduğu veya tek başına davanın sonucunu belirleyeceği anlamına gelmez. HMK m.202'deki koşulların gerçekleşmesi hâlinde WhatsApp yazışmaları delil başlangıcı oluşturabilir ve senetle ispat zorunluluğuna rağmen tanık dinlenmesine imkân sağlayabilir.
Özellikle aidiyeti inkâr edilen ekran görüntülerinde mesajın kaynağı ve bütünlüğü, hukuka aykırılık iddiasında ise delilin elde edilme yöntemi belirleyicidir. Yargıtayın yakın tarihli kararları da WhatsApp yazışmalarına kategorik biçimde “geçerli” veya “geçersiz” denilemeyeceğini; delilin somut olayın özellikleri içinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
İlgili Makaleler:
Ceza soruşturması veya kovuşturmasında WhatsApp mesajlarının elde edilmesi ve değerlendirilmesi farklı kurallara tabidir. Bu konuda bkz. WhatsApp Yazışmalarının Ceza Yargılamasında Delil Niteliği.
"Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği: Aidiyet, Bütünlük ve Manipülasyon Sorunu" konusu için bkz. Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği: Aidiyet, Bütünlük ve Manipülasyon Sorunu
Kaynakça
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.189, m.190, m.198, m.199, m.202 ve m.205.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 25.11.2024, E.2023/1984, K.2024/4323. WhatsApp yazışmalarının HMK m.199 kapsamında belge, koşullarının bulunması hâlinde HMK m.202 kapsamında delil başlangıcı olarak değerlendirilmesine ilişkin karar.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.12.2024, E.2023/3675, K.2024/9976. WhatsApp ekran görüntülerinin aidiyeti ve hukuka uygun elde edilmesi bakımından değerlendirilmesine ilişkin karar.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.10.2024, E.2024/101, K.2024/7537. Telefonun zorla ele geçirilmesi ve şifresinin kırılması suretiyle elde edilen mesaj kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğine ilişkin karar.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.132.
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m.20 ve m.22.
- Anayasa Mahkemesi, Samet Ayyıldız, B. No: 2018/34548, 28.12.2021. AYM, işyeri bilgisayarındaki WhatsApp görüşmelerinin denetlenmesi bağlamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı ve haberleşme hürriyeti yönünden ihlal kararı vermiştir.

