2. Hukuk Dairesi 2024/101 E. , 2024/7537 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1706 E., 2023/2885 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Aile Mahkemesi (Birleşen Isparta 2. Aile Mah.
2020/75 E. - 2020/68 K.)
SAYISI : 2019/494 E., 2021/703 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk
Derece Mahkemesince asıl boşanma davasının reddine, karşı boşanma davasının kabulü ile
tarafların boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, kararın usul ve kanuna uygun
olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1)inci
alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı kadın tarafından temyiz edilmekle; kesinlik,
süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor
dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin ailesi ile altlı-üstlü oturduklarını,
söz verilmesine rağmen ayrı bir ev tahsisi edilmediğini, özel hayatını ailesi ile paylaştığını,
psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını, kadına zorla cinsel içerikli filmler izlettirip,
cinsel ilişkiye zorladığını, kadının ailesinin gelmesine ve onlara gitmesine izin verilmediğini,
ilgilenmediğini, küfür ve hakaret ettiğini, eskortluk ve cinsel arkadaş bulma sitelerinde
yazışmalar yaptığını, Isparta'ya bayram tatiline gittiklerinde kadına ve ablasına hakaret
ettiğini, kadının 1 ay kadar baba evinde kaldıktan sonra evine geri döndüğünü, erkeğin
evinin ihtiyaçlarını karşılamadığını, kadının elinden zorla telefonu almaya çalıştığını, kadının
aldatma ve benzer duyguları erkeğe yaşatmak için instagramdan gelen konuşma teklifine
bile bile cevap verdiğini ve telefonu eşinin görmesi için açık bir vaziyette ortama bıraktığını,
erkeğin bunu gördüğünü, telefonu gasp ettiğini iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni
Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun'un) 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların
boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, aylık 1.250,00 TL tedbir ve
iştirak nafakasına, 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata, çeyiz
eşyalarının aynen iadesine mümkün değilse 15.000,00 TL bedelin tahsiline, ziynetlerin
aynen iadesine mümkün değilse 47.975,00 TL bedelin tahsiline karar verilmesini talep ve
dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; kadının cinsel soğukluk
yaşadığını ve cinsel ilişkiden kaçındığını, erotik filmleri işe ile birlikte izlediklerini, internet
sitesine birlikte girdiklerini, en son kadının başka bir erkekle yazıştığını, kadına şifreyi
söylemediğini, kadının şifreyi kırarak bu mesajlara ulaştığını, kadının hakaret ve küfür
ettiğini, suçlayıcı davrandığını, tanımadığı erkeklerin profiline yazdıklarını beğendiğini iddia
ederek, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların
boşanmalarına, ortak çocukla kişisel ilişki tesisine, 500.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL
manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, her ne kadar davacı-
davalı kadın ve davalı- davacı erkek birbirlerine atfen, dava dilekçelerinde bir takım vakıalar
ileri sürmüş iseler de gerek taraf tanıklarının beyanlarından gerekse tarafların
dilekçelerindeki ve duruşmadaki beyanlarından son olarak fiilen ayrılmadan önceki Ramazan
Bayramı için birlikte Isparta'ya kadının ailesinin yanına geldikleri, orada aralarında tartışma
yaşandığı bu tartışma üzerine erkeğin Muğla'ya ortak konuta döndüğü, tarafların fiilen bir
ay kadar ayrı yaşadıkları sonra erkek ve ailesinin Isparta'ya gelerek kadını alıp Muğla'ya
ortak konuta götürdükleri, tarafların 24 gün daha birlikte yaşadıkları, tekrar ortak konuta
dönerek ortak aile hayatını tekrar kuran ve bir süre daha birlikte yaşayan tarafların ortak
konuta dönmeden önceki döneme ilişkin karşılıklı tüm kusurlu eylemlerini affettikleri veya
en azından hoş görmüş sayıldıkları, affedilmiş veya hoş görülmüş eylemlere artık boşanma
sebebi olarak dayanılamayacağı, tarafların ortak konuta tekrar döndükten sonra birbirlerine
atfen atfen ileri sürdüğü diğer vakıaların (kocanın kadına atfen ileri sürdüğü biraz sonra
açıklanacak eylem dışında) ise taraf tanıklarının beyanları ve usulüne uygun olarak
dayandıkları hukuka uygun deliller çerçevesinde sabit olmadığı; erkeğin birleşen dosyadaki
dava dilekçesinde kadına atfen ileri sürdüğü vakıalardan, başka bir erkekle telefon ve sosyal
medya üzerinden mesajlaştığı, görüştüğü vakıasının tanık beyanları çerçevesinde sabit
olduğu, tarafların bu olayın ortaya çıkmasından sonra fiilen ayrıldıkları ve tekrar bir araya
gelemedikleri, sabit olan kadının güven sarsıcı nitelikteki eylemi nedeniyle evlilik birliğinin
temelinden sarsıldığı, kadının tam kusurlu olduğu, erkeğin ispatlanmış bir kusurunun
bulunmadığı gerekçesi ile asıl boşanma davasının reddine, birleşen boşanma davasının
kabulü ile evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun
velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, ortak çocuk için aylık
1.200,00 TL iştirak nafakasına, erkek için 7.500,00 TL maddî ve 7.500,00 TL manevî
tazminata karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri
tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı- davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; son birleşmeden sonra erkeğin
davranışlarında değişme olmadığını, eylemlerine devam ettiğini, kadının ortak konuta
affederek dönmediğini, eşine ders vermek amaçlı mesajlaştığını, sadakatsizlik kastının
olmadığını belirterek, kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü yönünden
istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; velâyet, kişisel ilişki süreleri ve
tazminat miktarları yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararın usul ve
kanuna uygun olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b)
bendinin (1)inci alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- davalı
kadın vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı- davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu
itirazlarını tekrar ederek, kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, arşı davanın kabulü
yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak yaşamı temelinden
sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik
bulunup bulunmadığı, geçimsizlikte kusurun kimden kaynaklandığı, erkekten kaynaklanan
kusurlu bir davranışın ispatlanıp ispatlanmadığı, asıl boşanma davasının reddine, karşı
boşanma davasının kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, erkek
yararına kabul edilen maddî ve manevî tazminatın yasal koşullarının oluşup oluşmadığı,
kabul edilen tazminatlar ve nafaka miktarlarının hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun
olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü ve 326 ncı
maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı
Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci
ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 182 nci, 323 üncü, 324 üncü, 327 inci ve 329, 330 uncu
maddesi, 336 ncı maddesi.
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi
ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan
ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı -davalı
kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde
görülmemiştir.
2.Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166 ncı maddesinde yer alan evlilik birliğinin
sarsılması hukuki sebebine dayalı karşılıklı boşanma istemine ilişkindir. Taraflar evlilik
birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda diğer tarafın kusurlarını ispat etmekle
mükelleftir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, erkeğin birleşen dosyadaki dava
dilekçesinde kadına atfen ileri sürdüğü vakıalardan, başka bir erkekle telefon ve sosyal
medya üzerinden mesajlaştığı, görüştüğü vakıasının tanık beyanları çerçevesinde sabit
olduğu, tarafların bu olayın ortaya çıkmasından sonra fiilen ayrıldıkları ve tekrar bir araya
gelemedikleri, bu vakıa dışında tarafların ortak konuta tekrar döndükten sonra birbirlerine
atfen ileri sürdükleri diğer vakıaların ise taraf tanıklarının beyanları ve usulüne uygun olarak
dayandıkları hukuka uygun deliller çerçevesinde sabit olmadığı, sabit olan kadının güven
sarsıcı nitelikteki eylemi nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, kadının tam
kusurlu olduğu, erkeğin ispatlanmış bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile asıl boşanma
davasının reddine, birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve
boşanmanın eklerine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine
Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile tarafların
istinaf başvurusu ayrı ayrı esastan reddedilmiş, hüküm davacı -davalı kadın vekili tarafından
temyiz edilmiştir.
3.Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için
evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden
sarsıldığının sabit olması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, erkeğin delil
olarak dosyaya sunmuş olduğu mesajlaşmalara ilişkin, kadının telefonunu zorla alması ve
şifre kırmak suretiyle sunulan kayıtların elde ediliş şekli nazara alındığında kadına yüklenen
kusura ilişkin vakıanın hukuka uygun delillerle ispatlanamadığı, yazışmaların kadının
telefonundan kadının rızası dışında hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka
aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate
alınamaz (HMK m. 189/2). Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına
mahkemece karar verilir (HMK m. 189/4). Kanun'un sözünden ve gerekçedeki açık
anlatımdan, yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme
tarafından re'sen göz önüne alınması ve delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı
olarak elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi
mahkemece caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi
ilkesinin benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı-davacı erkek tarafından hukuka
uygun olarak elde edilmeyen bu delil hükme esas alınamaz. Öte yandan 4721 sayılı
Kanun'un 184 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "tarafların her türlü ikrarının
hakimi bağlamayacağına" ilişkin kuralın temel amacı eşlerin yasanın öngördüğü kurallara
(TMK md. 166/3) uymaksızın anlaşma ile boşanmalarının önlenmesidir. Tarafların boşanma
sebebi olarak ileri sürülen maddi olayların varlığını kabul etmeleri bu kuralın kapsamı
dışındadır. Taraflarca maddi olayların varlığının kabulü halinde başkaca kanıt aramaya gerek
bulunmayabilir. Ancak, maddî olayların boşanmayı gerektirip gerektirmeyeceği konusunu
yine hâkim takdir edip değerlendirecektir. Kadının dilekçelerindeki erkeğe, sadakatsizlik
kastı olmaksızın ders verme amaçlı olarak instagram üzerinden gelen konuşma teklifini bile
bile kabul ettiğine, eşi görecek şekilde telefonu açık vaziyette bırakması ile eşinin
gördüğüne dair beyanlarının tek başına güven sarsıcı eylemi ispata elverişli olmadığı,
kadının güven sarsıcı nitelikte eylemine ilişkin dinlenen tanık beyanlarının soyut izahlardan
ibaret, duyuma ve yoruma dayalı olduğu, kadının kusuruna esas dosya kapsamında başkaca
bir delil de bulunmadığı, bu durumda davacı-karşı davalı kadının gerçek anlamıyla güven
sarsıcı veya sadakatsiz davranışta bulunduğunun ispatlanamadığı, kadının ispatlanan
kusurlu bir davranışı olmadığı gözetilerek, erkeğin boşanma davasının da reddine karar
verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçeyle erkeğin
birleşen davasında boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı
gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine
ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü
yönünden kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının erkeğin birleşen boşanma davasının kabulü yönünden
kadın yararına BOZULMASINA,
3.Davacı-davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye
Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100
sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine
gönderilmesine,
16.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.