İnternette Kişilik Haklarının Korunması: Şeref, İtibar, Özel Hayat, Görüntü ve Kişisel Veriler
İnternette bir kişinin adının yayımlanması, fotoğrafının paylaşılması, telefon numarasının üçüncü kişilere açıklanması, hakkında olumsuz bir haber yapılması veya özel yaşamına ilişkin görüntülerin sosyal medyada yayımlanması aynı hukuki sorunu ifade etmez. Aynı içerik, olayın özelliklerine göre kişinin şeref ve itibarına, özel hayatına, görüntüsü üzerindeki kişilik değerine veya kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına ayrı ayrı müdahale edebilir.
Bu ayrım yalnızca teorik değildir. Hangi kişilik değerinin ihlal edildiğinin belirlenmesi; uygulanacak hukuk kurallarını, hukuka uygunluk nedenlerini, ileri sürülebilecek talepleri ve bazı durumlarda cezai sorumluluğu doğrudan etkiler. Örneğin kişinin özel bir fotoğrafının yayımlanması ile hakkında gerçeğe aykırı bir suç isnadında bulunulması her ikisi de kişilik hakkına müdahale oluşturabilse de hukuki değerlendirmeleri aynı değildir.
Kişilik Hakkının Hukuki Temeli
Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesi, hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kişinin hâkimden korunmasını isteyebileceğini düzenlemektedir. Kişinin rızası, üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması gibi hukuka uygunluk nedenlerinden biri bulunmadıkça kişilik hakkına yönelik saldırı hukuka aykırıdır.[1]
Kanun, kişilik hakkının kapsamına giren değerleri sınırlı olarak saymamıştır. Bunun doğal sonucu olarak teknolojik gelişmelerle birlikte kişinin görüntüsü, dijital kimliği, elektronik iletişim bilgileri, çevrim içi itibarı ve kişisel verileri de farklı hukuk normları aracılığıyla korunabilmektedir.
Anayasal düzeyde kişinin maddi ve manevi varlığının korunması Anayasa m.17'de; özel hayat ve kişisel verilerin korunması ise m.20'de güvence altına alınmıştır. Anayasa m.20 ayrıca kişiye kendisi hakkındaki verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini isteme ve amaçlarına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme güvencesi tanımaktadır.[2]
İnternet yayınlarında kişilik hakkının karşısında çoğu zaman Anayasa m.26 ve m.28 ile korunan ifade ve basın özgürlüğü bulunur. Bu nedenle “kişiye ilişkin bir bilgi yayımlandı” tespiti tek başına hukuka aykırılık sonucunu doğurmaz. Öncelikle hangi kişilik değerinin etkilendiği, ardından müdahalenin hukuka uygun olup olmadığı belirlenmelidir.
Şeref ve İtibarın Korunması
Şeref ve itibar hakkının kapsamı
Şeref ve itibar, kişinin toplum içindeki saygınlığıyla ve kendisine yöneltilen değer yargılarıyla ilişkilidir. Bir kişiye suç, yolsuzluk, mesleki usulsüzlük, ahlaka aykırı davranış veya benzeri ağır bir fiilin isnat edilmesi kişinin şeref ve itibar alanına müdahale edebilir.
Ancak hukuken korunması gereken itibar ile kişinin kendisi hakkında yalnızca olumlu şeyler söylenmesini istemesi aynı değildir. Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkının karşı karşıya geldiği uyuşmazlıklarda iki menfaat arasında somut olayın koşullarına göre denge kurulması gerektiğini kabul etmektedir.[3]
Gerçeğe aykırı olgusal isnatlar
Özellikle maddi olarak doğrulanabilir bir fiilin kişiye isnat edilmesi bakımından iddianın olgusal temeli önemlidir. Anayasa Mahkemesi Çetin Doğan, B. No: 2014/3494, 27.02.2019 kararında sahte ve üretilmiş kanıtlara dayandığı ileri sürülen haberleri incelemiş; somut olayda kişinin şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. [4]
Benzer biçimde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23.10.2025 tarihli E.2023/5156, K.2025/14572 sayılı kararında, somut bir delile dayanmaksızın davacıya kesin ifadelerle olgu isnat edilmesi, kullanılan ifadelerin değer yargısı olarak kabul edilememesi ve öz ile biçim arasındaki dengenin bozulması kişilik hakkına saldırı olarak değerlendirilmiştir.[5]
Dolayısıyla bir internet yayınında “eleştiri” etiketi kullanılması, içeriğin otomatik olarak ifade özgürlüğü kapsamında kalmasını sağlamaz. Doğrulanabilir ağır bir isnadın hangi olgusal temele dayandığı ayrıca değerlendirilir.
Değer yargısı ile olgusal iddia arasındaki fark
“Bu yönetici başarısızdır.” şeklindeki bir değerlendirme esasen değer yargısı niteliğindeyken “Bu yönetici şirket parasını zimmetine geçirmiştir.” ifadesi doğrulanabilir bir olgu iddiasıdır. İki ifade aynı ispat ve değerlendirme rejimine tabi tutulamaz.
Yargıtay ve AYM uygulamasında haberin veya açıklamanın kamu yararına katkısı, ilgili kişinin kamusal konumu, yayının konusu, olgusal temeli ve kullanılan ifade biçimi birlikte değerlendirilmektedir.
Özel Hayatın Korunması
Özel hayat yalnızca evin içinde yaşananlardan ibaret değildir
Özel hayat kavramı yalnızca kişinin konutunda, kapalı kapılar ardında veya hiç kimseyle paylaşmadığı olaylarla sınırlandırılamaz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 18.09.2019 tarihli E.2018/8360, K.2019/9056 sayılı kararında özel hayat; yalnızca gözlerden uzak yaşanan mahrem alanla sınırlı görülmemiş, kişinin başkalarının bilmesini istemediği ve kendi tercihine göre sınırlı kişilerle paylaşabildiği kişisel hayat olayları ve bilgilerinin de bu alana dâhil olabileceği belirtilmiştir.[6]
Bu nedenle bir bilginin tamamen gizli olmaması, onun özel hayatla hiçbir bağlantısının bulunmadığını göstermez. Kişinin bilgiyi kimlerle, hangi amaçla ve hangi kapsamda paylaştığı önem taşıyabilir.
İnternette yayımlanan mahrem görüntüler
Kişinin cinsel yaşamı, aile ilişkileri, sağlık durumu veya benzeri mahrem alanlarına ilişkin görüntü ve kayıtların internette yayımlanması özel hayatın korunması bakımından güçlü bir müdahale oluşturabilir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu G.G., B. No: 2014/16701, 13.10.2016 kararında internet ortamına yansıyan mahrem görüntülerin idari ve mesleki sonuçlar doğurmasını özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirmiş ve ihlal kararı vermiştir.[7]
Benzer şekilde Cem Özberk, B. No: 2020/15944, 20.03.2025 kararında AYM, psikiyatrik tedavi sürecine ilişkin sağlık bilgilerinin üçüncü kişiye verilmesi sonrasında yürütülen ceza yargılamasının yeterliliğini incelemiş ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.[8]
Kamusal alanda bulunmak özel hayat korumasını tamamen ortadan kaldırır mı?
Hayır. Bununla birlikte kişinin bulunduğu fiziksel çevre, görüntünün nasıl elde edildiği, kişinin kamuoyunca tanınıp tanınmadığı ve mahremiyet konusunda makul beklentisi değerlendirmede önem taşır.
AYM'nin Birsen Berrak Tüzünataç, B. No: 2014/20364, 05.10.2017 kararında başvurucunun görüntülerinin özel hayat kapsamında bulunduğu ve yayımlanmasının bu hakka müdahale oluşturduğu kabul edilmiştir. Buna karşın görüntülerin dışarıdan görülebilen bir terasta, kamunun kullanımına açık bir yerden çekilmiş olması ve başvurucunun tanınmış kişi niteliği gibi unsurlar birlikte değerlendirilerek somut olayda özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.[9]
Kararın önemi, “kamusal alanda çekilmiş görüntü = özel hayat yoktur” biçiminde kategorik bir kural kurmamasıdır. Aksine görüntünün özel hayatla ilişkisi kabul edilmiş; sonuç, somut olaydaki karşıt menfaatlerin dengelenmesiyle belirlenmiştir.
Fotoğraf, Görüntü ve Ses Üzerindeki Kişilik Değerleri
Bir kişinin fotoğrafının çekilmesi ile yayımlanması aynı sorun değildir
Fotoğraf ve görüntü bakımından çekim, kaydetme, saklama ve kamuya yayma birbirinden ayrı hukuki fiillerdir. Kişinin belirli koşullarda fotoğrafının çekilmesine katlanması, bu görüntünün sınırsız biçimde internette yayımlanmasına rıza gösterdiği anlamına gelmez.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 86. maddesi, eser niteliğinde olmasa dahi resim ve portrelerin kural olarak tasvir edilen kişinin muvafakati olmadan umuma arz edilemeyeceğini düzenlemekte; siyasi ve toplumsal hayatta rol oynayan kişilerin görüntüleri, resmî tören veya genel toplantılar ile günlük olaylara ilişkin bazı görüntüler bakımından istisnalara yer vermektedir. Aynı hüküm, bu istisnaların uygulandığı durumlarda dahi TMK m.24'teki kişilik hakkı korumasını saklı tutmaktadır.[10]
Dolayısıyla “fotoğraf haber niteliğinde olduğu için yayımlanabilir” değerlendirmesi tek başına yeterli değildir; fotoğrafın kullanıldığı bağlam ve kişilik hakkı üzerindeki etkisi ayrıca incelenebilir.
Fotoğrafın yanlış bir bağlamda kullanılması
Görüntünün kendisi gerçek olsa dahi, hangi haber veya isnatla birlikte kullanıldığı kişilik hakkı bakımından sonucu değiştirebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.2017/1479, K.2021/32 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, kişinin mayolu fotoğrafının boşanma uyuşmazlığına ilişkin ve kendisi hakkında olumsuz algı yaratabilecek bir haber bağlamında izinsiz kullanılması kişilik hakkı yönünden değerlendirilmiştir. Fotoğraf flulaştırılmış olsa dahi yakın çevre tarafından kişinin tanınabilir olması ve görüntünün haberin içeriğiyle oluşturduğu bağ önemsenmiştir.[11]
Benzer biçimde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2015 tarihli E.2013/2318, K.2015/2482 sayılı kararında, davacının fotoğrafının gerçek dışı bir yakınlaşma iddiasıyla birlikte yayımlanması kişilik hakkına haksız saldırı olarak değerlendirilmiştir.[12]
Kişisel Veri Kavramı
Kişisel veri yalnızca T.C. kimlik numarası değildir
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m.3'e göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir. Dolayısıyla bir bilginin kişisel veri sayılması için mutlaka kişinin adını açıkça içermesi gerekmez; başka bilgilerle ilişkilendirildiğinde kişinin kimliğini belirlemeye elverişli olması da yeterli olabilir.[13]
Anayasa Mahkemesi de kişisel veri kavramını geniş yorumlamaktadır. Mahkemenin yerleşik içtihadına göre yalnızca ad, soyad, doğum tarihi ve doğum yeri değil; telefon numarası, araç plakası, sosyal güvenlik ve pasaport numarası, öz geçmiş, fotoğraf, görüntü ve ses kayıtları, parmak izi, sağlık ve genetik bilgiler, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler, tercihler, kişinin etkileşimde bulunduğu kişiler, grup üyelikleri ve aile bilgileri de kişiyi doğrudan veya dolaylı biçimde belirlenebilir kıldıkları ölçüde kişisel veri niteliğindedir. [14]
İnternette sık karşılaşılan kişisel veri örnekleri
Ad ve Soyad : Kişiyi doğrudan belirliyorsa kişisel veridir.
Telefon numarası : Belirli kişiyle ilişkilendirilebildiğinde kişisel veridir.
E-posta adresi : Kişiyi belirli/belirlenebilir kılıyorsa kişisel veridir.
Fotoğraf / yüz görüntüsü : Kişiyi belirlemeye elverişliyse kişisel veridir.
Video ve ses kaydı : Belirli kişiye ilişkinse kişisel veri olabilir.
IP adresi : Kişinin belirlenmesine imkân sağladığı ölçüde kişisel veridir.
Araç plakası : Gerçek kişiyle ilişkilendirildiğinde kişisel veridir.
Adres bilgisi : Belirli kişiye aitse kişisel veridir.
Mesleki bilgiler / öz geçmiş : Belirlenebilir kişiye ilişkinse kişisel veridir.
Sağlık bilgileri : Kişisel veri olmasının yanında özel nitelikli kişisel veridir.
Biyometrik / genetik veriler : Özel nitelikli kişisel veridir.
AYM'nin bu yaklaşımı, internet ortamındaki “kişisel veri” kavramının yalnızca gizli bilgilerden oluşmadığını göstermektedir.[15]
Telefon numarası Yargıtaya göre kişisel veri midir?
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 07.07.2014 tarihli E.2014/607, K.2014/16665 sayılı kararında eski kız arkadaşına ait telefon numarasının rıza dışında başka bir kişiye verilmesi değerlendirilmiş ve telefon numarası kişisel veri olarak kabul edilmiştir. Daire, belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ait kimlik, iletişim, mali, biyolojik ve benzeri bilgilerin kişisel veri niteliği taşıyabileceğini ayrıntılı biçimde açıklamıştır.[16]
Aynı Dairenin E.2013/15501, K.2014/5122 sayılı kararında ise mağdura ait fotoğraf ve telefon numarası kullanılarak internette sahte profil oluşturulması TCK m.136 kapsamındaki kişisel verilerin hukuka aykırı olarak yayılması bakımından değerlendirilmiş ve suçun oluştuğu kabul edilmiştir.[17]
Bu kararlar, iletişim bilgisinin sıradan veya günlük hayatta kullanılan bir veri olmasının onu kişisel veri olmaktan çıkarmadığını göstermektedir.
Fotoğraf ve görüntü aynı zamanda kişisel veri midir?
Evet; fotoğraf veya görüntü belirli ya da belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilebiliyorsa kişisel veri niteliği taşıyabilir. AYM'nin yerleşik kişisel veri tanımı fotoğrafı, görüntü ve ses kayıtlarını açıkça bu kapsamda değerlendirmektedir.
Bununla birlikte “fotoğraf kişisel veridir” tespiti ile “fotoğrafın yayımlanması hukuka aykırıdır” sonucu birbirinden ayrılmalıdır. Yayımın hukuka uygunluğu; uygulanacak veri işleme şartları, kişinin rızası, kamusal yarar, basın faaliyeti, alenileştirme ve kişilik hakkı gibi başka ölçütlerin ayrıca incelenmesini gerektirir.
Kişisel Veri ile Özel Hayat Aynı Kavram mıdır?
Hayır. Bu iki alan büyük ölçüde kesişebilse de birbirinin aynısı değildir.
Bir kişinin psikiyatrik sağlık bilgisi hem kişisel veri hem de son derece güçlü biçimde özel hayat alanına ilişkin bir bilgidir. Buna karşılık kişinin kamuya açık mesleki e-posta adresi de kişisel veri olabilir; fakat bu bilginin her kullanımı mahrem özel hayata müdahale teşkil etmeyebilir.
Benzer şekilde kişinin bir meydandaki görüntüsü kişisel veri niteliği taşıyabilir, ancak görüntünün özel hayatı ihlal edip etmediği çekim koşulları, kişinin makul mahremiyet beklentisi, görüntünün içeriği ve yayım amacı gibi ek kriterlere bağlıdır.
Bu nedenle internet uyuşmazlıklarında yalnızca “bu bir kişisel veri midir?” sorusunun cevaplanması yeterli olmayabilir. Aynı içeriğin ayrıca özel hayat, görüntü üzerindeki hak veya şeref ve itibar bakımından incelenmesi gerekebilir.
Özel Nitelikli Kişisel Veriler
KVKK bazı veri kategorilerini riskleri nedeniyle ayrıca korumaktadır. Güncel KVKK m.6'ya göre kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf veya sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.[18]
Bu sınıflandırma özellikle internet yayınlarında önem taşır. Örneğin kişinin yalnızca adının yayımlanması ile HIV tedavisi gördüğünün, siyasi parti üyeliğinin, parmak izinin veya genetik test sonucunun yayımlanması risk ve hukuki koruma bakımından aynı değildir.
AYM'nin 2025 tarihli Cem Özberk kararında psikiyatrik tedavi bilgilerine ilişkin güçlü koruma yaklaşımı da bu alanın mahremiyet boyutunu göstermektedir.
Bir Bilginin İnternette Zaten Bulunması Korumasını Ortadan Kaldırır mı?
Kural olarak hayır. Bir bilginin internette bulunması veya belirli bir çevre tarafından biliniyor olması, o bilginin otomatik olarak sınırsız biçimde kullanılabilir hâle geldiği anlamına gelmez.
KVKK Kurulunun 30.06.2020 tarihli ve 2020/508 sayılı kararında avukatların baro ve TBB sayfalarında bulunan ad, iletişim ve mesleki bilgilerinin başka avukat sorgulama sitelerinde kullanılması incelenmiştir. Kurul, kişinin kendisi tarafından alenileştirilen verilerin işlenebileceğini kabul etmekle birlikte somut olayda verilerin yayımlanma amacıyla sonraki kullanım amacı arasındaki ilişkiyi ve KVKK m.4'teki amaçla bağlantılılık, sınırlılık ve ölçülülük ilkelerini ayrıca değerlendirmiştir.[19]
Bu yaklaşımın pratik sonucu önemlidir: “İnternette buldum, o hâlde istediğim şekilde kullanabilirim.” biçiminde genel bir hukuk kuralı yoktur.
Özellikle özel nitelikli kişisel veriler bakımından 2024 değişikliği sonrasında KVKK m.6, ilgili kişinin alenileştirdiği verilerin işlenebilmesi için işlemenin alenileştirme iradesine uygun olmasını da açıkça şartlar arasında saymaktadır.
Aynı Yayın Birden Fazla Kişilik Değerini İhlal Edebilir
İnternet uyuşmazlıklarının önemli özelliklerinden biri, tek fiilin farklı hukuk alanlarını aynı anda ilgilendirebilmesidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E.2015/708, K.2019/414 sayılı kararında da özel hayatın gizliliğine ilişkin fiiller ile kimlik ve telefon bilgilerinin ayrıca yayılması arasında ayrım yapılmış; olayın özelliklerine göre özel hayatın gizliliğinin ihlali ile kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması suçlarının farklı hukuki değerleri koruyabileceği kabul edilmiştir.[20]
Kişinin Rızası Her Türlü Kullanıma İzin Verir mi?
Hayır. Rıza, hangi içeriğin hangi amaçla ve ne ölçüde kullanılmasına verildiğiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bir kişinin fotoğrafını kendi sosyal medya hesabında paylaşması, başkasının bu fotoğrafı alarak sahte bir flört profili oluşturmasına rıza gösterdiği anlamına gelmez. Telefon numarasının iş amaçlı olarak internet sitesinde yer alması da numaranın farklı amaçlarla kullanılması konusunda sınırsız izin oluşturmaz.
Bu ayrım, kişilik hakkı ile kişisel verilerin korunması hukukunun ortak noktalarından biridir: kişinin bir bilgi veya görüntü üzerinde belirli ölçüde tasarrufta bulunmuş olması, kullanımın amacını ve bağlamını hukuken önemsiz hâle getirmez.
Sonuç
İnternette kişilik hakkının korunması tek bir hukuki kavramdan ibaret değildir. Bir internet içeriği kişinin şeref ve itibarını, özel hayatını, fotoğraf ve görüntüsü üzerindeki kişilik değerlerini veya kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını etkileyebilir. Aynı yayın, olayın özelliklerine göre bu koruma alanlarından birden fazlasını aynı anda ihlal edebilir.
Kişisel veri kavramı özellikle geniştir. AYM'nin yerleşik içtihadında ad ve soyadın yanı sıra telefon numarası, e-posta adresi, araç plakası, fotoğraf, görüntü, ses kaydı, IP adresi, sağlık ve genetik bilgiler ile kişinin alışkanlık ve ilişkilerine dair birçok bilginin kişisel veri olabileceği kabul edilmektedir. Yargıtay da telefon numarası ve fotoğraf gibi bilgilerin hukuka aykırı biçimde üçüncü kişilerle paylaşılmasını kişisel verilerin korunması kapsamında değerlendiren kararlar vermiştir.
Bununla birlikte bir bilginin kişisel veri olması, onun kullanılmasının her durumda yasak olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde bir fotoğrafın kamuya açık yerde çekilmesi de görüntünün her amaçla kullanılabileceği sonucunu doğurmaz. Rıza, kamu yararı, haber verme hakkı, alenileştirme amacı, yayının bağlamı ve ölçülülük her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle internet ortamında kişilik hakkı uyuşmazlıklarında doğru başlangıç noktası “içeriği nasıl kaldırtabilirim?” sorusundan önce “hangi kişilik değerim, ne şekilde etkilenmiştir?” sorusudur. Başvuru ve içerik kaldırma yolları ise ihlal edilen hakkın niteliğine göre belirlenmelidir.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m.24 ve m.25; kişiliğin hukuka aykırı saldırılara karşı korunması.
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m.17, m.20, m.26 ve m.28.
- Anayasa Mahkemesi, şeref ve itibar ile ifade özgürlüğünün dengelenmesine ilişkin yerleşik içtihat. Örnek olarak İbrahim Özden Kaboğlu, B. No: 2015/18503, 30.05.2019.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Çetin Doğan, B. No: 2014/3494, 27.02.2019. Sahte veya üretilmiş kanıtlara dayanan haberler ve şeref-itibar hakkı.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 23.10.2025, E.2023/5156, K.2025/14572. Olgusal temeli bulunmayan kesin isnatlar ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır. Karar metni Yargıtay Emsal Karar Bilgi Bankası verileriyle eşleştirilmiş yayımlanmış metin üzerinden doğrulanmıştır.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 18.09.2019, E.2018/8360, K.2019/9056. Özel hayat kavramının kapsamı ile kişisel veri arasındaki ayrım.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, G.G., B. No: 2014/16701, 13.10.2016. İnternette yayımlanan mahrem görüntüler ve özel hayat.
- Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Cem Özberk, B. No: 2020/15944, 20.03.2025. Psikiyatrik sağlık bilgilerinin üçüncü kişiye verilmesi ve kişisel verilerin korunması hakkı.
- Anayasa Mahkemesi, Birsen Berrak Tüzünataç, B. No: 2014/20364, 05.10.2017. Görüntünün yayımlanması, özel hayat ve basın özgürlüğünün dengelenmesi.
- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, m.86; resim ve portrelerin kamuya sunulması ve TMK m.24 korumasının saklı tutulması.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/1479, K.2021/32. Fotoğrafın haber bağlamında kullanılması ve kişilik hakkı.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.11.2015, E.2013/2318, K.2015/2482. Fotoğrafın gerçek dışı haberle birlikte kullanılması ve manevi tazminat.
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, özellikle m.1-6. Kişisel veri tanımı ve işleme esasları.
- Anayasa Mahkemesi, E.2014/74, K.2014/201, 25.12.2014; yerleşik içtihat. Kişisel veri kavramı ve kişisel veri örnekleri.
- Anayasa Mahkemesi, E.2014/180, K.2015/30, 19.03.2015 ve devam eden yerleşik içtihat. Kişisel veri kavramı ve kişisel veri örnekleri.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.07.2014, E.2014/607, K.2014/16665. Telefon numarasının kişisel veri niteliği ve üçüncü kişiye verilmesi.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2013/15501, K.2014/5122. Fotoğraf ve telefon numarası kullanılarak sahte internet profili oluşturulması.
- 6698 sayılı Kanun m.6 ve 7499 sayılı Kanun sonrası güncel özel nitelikli kişisel veri düzenlemesi.
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 30.06.2020 tarihli ve 2020/508 sayılı Karar. Kamuya açık avukat bilgilerinin kullanılması, alenileştirme ve işleme amacı.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2015/708, K.2019/414. Özel hayatın gizliliğinin ihlali ile kimlik ve telefon bilgilerinin hukuka aykırı yayılması arasındaki ilişki.

