4. Hukuk Dairesi "İçtihat Metni"
2023/5156 E. , 2025/14572 K.
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2265 E., 2023/220 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/2 50... /413 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre,
temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz
dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor
dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... olarak görev yaptığını, aynı zamanda
önceki dönem ... İl Başkan Yardımcısı olarak siyasi kimliğinin de bulunduğunu; davalının
sahibi olduğu ... ve ... isimli internet sitelerinde 27.07.2018, 15.05.2020, 09.06.2020
tarihlerinde davalı tarafından kaleme alınan " ... Başkanı ... mü', "... Nereye Koşuyor'', ''
...'ın Fetö ile Mücadelesi'' başlıklı haberler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya
uğradığını, bu haberlere ilişkin Bursa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/2731 D.iş ve Bursa 4.
Sulh Ceza Hakimliğinin 2020/2484 D.iş sayılı kararları ile erişim engeli kararı verilmesine
rağmen davalının Facebook'da @... ve Twitter'da @... hesaplarından aynı yönde
paylaşımlarına devam ettiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek
100.000,00 TL manevi tazminatın 15.05.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber
davalıdan tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu haberler ve paylaşımlarla siyasi
kimliğe sahip olan davalıya bir takım sorular yönelttiğini, basın ve ifade özgürlüğü
sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini
istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hakkında bu konuda
hiçbir soruşturma ve kanıt bulunmayan davacıya, görünür gerçekliğe uygun bir delil ileri
sürmeksizin, terör örgütünü desteklediği algısı oluşturacak şekilde yayınlar ve paylaşımlar
yapıldığı, Bursa 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2020/2731 D.İş Kararı ile erişimin engellenmesi
kararına rağmen sosyal medya hesaplarından paylaşımların devam ettirilmesi nedeniyle
basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı
gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 09.06.2020
tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; fazlaya ilişkin manevi
tazminat talebi ile hükmün yayınlanması talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve
davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye
Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberler ve
paylaşımlar bir arada değerlendirildiğinde davacıyı rahatsız edici, kırıcı nitelik taşısa da
davacının siyasi kişiliği gereği bu tür söylemlere hazırlıklı olması ve hoşgörüyle
karşılayabilmesi gerektiği, yayın içeriklerinin doğru olmadığını basın önünde açıklayarak
kendisini savunabilecek konumda olduğunun tartışmasız olduğu; yerel yayın niteliğiyle
belirli bir etki alanı bulunan haber ve paylaşımların yayın tarihi itibariyle ve halen
güncelliğini koruyan " terör örgütü ile iltisaklı kişilerle samimi" olarak ifade edilmesi de
genel olarak düşünce açıklaması niteliğinde olduğu, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının
aşılmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı
vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hiç bir dayanağı olmadığı halde müvekkilinin bir terör
örgütü ile adının bir araya getirilerek kişilik haklarının ve itibarının saldırıya uğradığını, bu
konuda müvekkili hakkında bir soruşturma açılmadığını, her hangi bir delil olmadığını, basın
ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, haber ve paylaşımların doğru olmadığını bu nedenle
görünür gerçekliğin de söz konusu olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı
olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ... ve ... isimli internet sitelerinde 27.07.2018, 15.05.20 20... .06.2020
tarihlerinde davalı tarafından kaleme alınan haberler ile @..., @... hesaplarından yapılan
paylaşımlar nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi
tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin
irdelenmesinde yarar vardır.
Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde
belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...
demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu
olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi
olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin
kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması
... amaçlarıyla sınırlanabilir...."
AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir:
"1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi
olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve
de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu
özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının
şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir."
TMK'nın "Kişiliğin korunması" başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı
korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel
veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı
kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir:
“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi
tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi
yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle
saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap
manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi
zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme
haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı
olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen
kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir.
İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce,
tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte
çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme
ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere
düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması,
düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle
karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal
çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine
bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati
önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); ..., B. No: 2014/12151, 4/6/2015; ... , B. No:
2013/9343, 4/6/2015).
İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun
ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece
toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil;
incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade
özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun,
hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von
Hannover/Almanya, B. No: 40660/08).
Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. Başta siyasi kişiler olmak üzere,
en geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması
gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere
karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin
ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; ..., B. No: 2013/1461, 12/11/2014). Bu
itibarla, Anayasa'nın 26 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün
sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının
söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya
konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade
özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal
ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir.
Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı
karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse,
demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve
itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin
kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne
almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya
sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan
faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha
önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın
niteliği (AYM; ... (3), B. No: 2015/1220, 18/7/2018).
Somut olayda, dava konusu haberler ve paylaşımlarda sarf edilen söz ve ifadelerin değer
yargısı olarak değerlendirilemeyeceği, somut bir delile dayanılmaksızın, davacıya olgu
isnadında bulunulduğu, kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki
dengenin bozulduğu, sert eleştiri sınırlarının aşıldığı, kullanılan söz ve ifadelerin ifade
özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, haberlere erişim engeli
kararı verilmesinden sonra iş bu kararı işlevsiz bırakacak şekilde sosyal medyadan
paylaşımlara devam edildiği, davacının kişilik haklarına saldırının gerçekleştiği
anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkı, davalı tarafın ifade
özgürlüğünden üstün tutulmalı ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı kabul
edilmelidir. İfade özgürlüğüne bu kapsamda getirilen sınırlama, ölçülü ve orantılı olduğu gibi
demokratik toplum düzeninin gereklerine de uygundur.
Şu durumda; kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı yararına TBK'nın 58 inci maddesi
uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle
istemin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden Bölge Adliye
Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.