Ceza Genel Kurulu 2022/515 E. , 2023/661 K.
"İçtihat Metni"
YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 3-35
I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanığın nüfuz ticareti suçundan 5237 sayılı TCK’nın 255/1-1 ve 2. cümle, 62, 52/2 ve 53/1-
5. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 250 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve
hak yoksunluğuna ilişkin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza
Dairesince verilen 14.09.2022 tarihli ve 3-35 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz
edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının red istemli 22.11.2022 tarihli ve
144064 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel
Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği, iddiaya konu mesajların hukuka uygun
olarak ele geçirilmediğinden hükme esas alınamayacağı ve atılı suçun sabit olmadığı
gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
III. İNCELEME KONUSU VE KAPSAMI
Temyizin kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında nüfuz ticareti suçundan verilen
mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Sanığın temyiz isteminin süresinde ve geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi
bakımından süresi içinde verdiği temyiz dilekçesinde gerekçeli kararın tebliğini talep eden
sanığa 5271 sayılı CMK'nın 295. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini
bildirir ek dilekçenin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi
gerektiğinin bildirilmesinin zorunlu olup olmadığının, bu kapsamda temyiz isteminin
süresinde ve geçerli olduğunun kabulü hâlinde;
1- Başka bir soruşturma kapsamında maktulün cep telefonuna el konulması neticesinde
maktul ile sanık arasında geçtiği tespit olunan Whatsapp yazışmalarının hukuka aykırı
olarak elde edilen delil niteliğinde olup olmadığı ve hükme esas alınıp alınamayacağının
tespiti açısından eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığı,
2- Eksik araştırmayla hüküm kurulmadığının kabulü hâlinde sanık hakkında nüfuz ticareti
suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün isabetli olup olmadığı,
Hususlarına ilişkin temyiz incelemesi yapılmıştır.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla gerçekleştirilen yargılama sonucunda
14.09.2022 tarihinde yapılan oturumda hüküm özünün, hazır bulunan sanığa, karara karşı
başvurulacak kanun yolu, süresi, mercisi ve şekilleri de belirtilmek suretiyle açıkça okunup
usulen anlatıldığı,
Mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak sanığın 15.09.2022 tarihli ve süresi içerisinde sunduğu
dilekçeyle temyiz kanun yoluna başvurduğu, temyiz dilekçesi içeriğinden; kararın usul ve
yasaya aykırı olması nedenine dayanmak suretiyle gerekçeli kararın tebliğ edilmesini talep
ettiği, gerekçeli kararın sanığa 20.10.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,
sanığın 02.01.2023 tarihinde süresinden sonra temyiz talebinde bulunduğu,
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Hâkimler ve Savcılar Kuruluna hitaben yazılan
18.09.2018 tarihli ve 12959 sayılı yazı ve ekindeki belgelere göre; 21.04.2017 tarihinde
Gaziantep ili, İncilikaya Mahallesi,.....sayılı bina önünde, 27 B. 2.. plaka sayılı BMW marka
aracın şoför koltuğunda uzun namlulu silahla ateş edilmesi sonucu ...(...)'ın öldürülmesi
olayı ile ilgili olarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/29125 numaralı soruşturma
dosyası kapsamında maktule ait olduğu tespit edilen bir adet Iphone marka 7(A1778)
model ".....80318640" IMEI numaralı cep telefonu, cep telefonuna takılı vaziyette bir adet
Turkcell 64 K ibareli "150904079172" numaralı sim kartı üzerinde Cumhuriyet savcısının
talimatı üzerine yapılan inceleme sonucunda 0532 7.. 4. 1. numaralı GSM hattı kullanıcısı ...
(...) Cengiz ile sanık ... adına kayıtlı 0505 5.. 3. 3. numaralı GSM hattı kullanıcısı arasındaki
Whatsapp yazışmalarında yapılan inceleme üzerine öldürme olayı ile ilgisi olmayıp suç
olabileceği değerlendirilen yazışmaların olduğunun Siber Suçlar Şube Müdürlüğünce
düzenlenen 16.08.2018 tarihli raporla tespit edilmesi sonrasında bu durumun Gaziantep İl
Emniyet Müdürlüğünce 13.09.2018 tarihinde Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına
bildirilmesi üzerine sanık hakkında ihbarda bulunulduğu,
Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/25 Esas numaralı dosyasının UYAP sistemi
üzerinden yapılan incelemesinde; maktul ...(...) Cengiz'in öldürülmesi olayı ile ilgili yapılan
soruşturma kapsamında 17.09.2018 tarihli emanet eşya makbuzuna göre, bir adet delil
poşeti içerisinde bir adet imajı çıkarılmış DVD, bir adet imaj DVD ve bir adet delil poşetinde
... Cengiz'e ait Iphone marka cep telefonu ve Turkcell sim kartının emanetin 2018/12043
sırasına kaydedildiği,
Sanık hakkında nüfuz ticareti suçundan TCK'nın 255/1-2. cümle ve 53/1-5. maddeleri
uyarınca dava açıldığı, Yargıtay 5. Ceza Dairesince 14.09.2022 tarih ve 3-35 sayı ile sanığın
TCK'nın 255/1-1 ve 2. cümle, 62, 52/2 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve
250 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A- Sanığın temyiz isteminin süresinde ve geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi
bakımından süresi içinde verdiği temyiz dilekçesinde gerekçeli kararın tebliğini talep eden
sanığa 5271 sayılı CMK'nın 295. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini
bildirir ek dilekçenin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi
gerektiğinin bildirilmesinin zorunlu olup olmadığı, bu kapsamda temyiz isteminin süresinde
ve geçerli olup olmadığı;
1. İlgili Mevzuat ve Ön Sorun Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ön sorun konusunda isabetli bir çözüme ulaşılabilmesi bakımından, kanun yoluna başvuru
hakkının hukuki niteliği, temyiz başvuru usulü ve başvuru üzerine yapılacak işlemlerin
ayrıntılı bir şekilde irdelenmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa’daki
düzenlemeler ile 5271 sayılı CMK ve 1412 sayılı CMUK hükümlerinin kıyasen
değerlendirilmesiyle temyiz denetiminin ne şekilde yapılacağına da değinilmesi
gerekmektedir.
Anayasamızın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrası
"Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve
sürelerini belirtmek zorundadır." hükmünü içermektedir.
İlk derece mahkemesinin hükümlerine karşı kanun yoluna başvuru hakkının sözleşme
kapsamında korunması gereken bir hak olarak kabul edilmesi, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’ne ek 7 No'lu Protokolle gerçekleşmiştir. Protokol, 22.11.1984 tarihinde
imzalanmış; 01.11.1988’de yürürlüğe girmiş; Türkiye Büyük Millet Meclisinde 25.03.2016
tarihinde onaylanarak iç hukukumuzun bir parçası hâline gelmiş bulunmaktadır. Protokol'ün
"Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı 2. maddesi "Bir mahkeme tarafından
cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir
mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme
gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir.
2. Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar
bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede
yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet
hallerinde istisnaya tabi tutulabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan Protokol ile adil yargılama ilkesi kapsamında cezai konularda iki dereceli yargılanma
hakkı kabul edilmiştir. Bu hakkın istisnaları ikinci fıkrada gösterilmiş olup yasada
düzenlenmiş hâliyle az önemli suçlar ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en
yüksek mahkemede yargılanması ve beraat kararının temyiz edilmesi sonrası verilen
mahkûmiyet hâlleridir. Bazı görevlilerin özel yetki kuralları uyarınca Yargıtayda veya Yüce
Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanması hâlinde bu istisna uygulanabilecektir.
Sözleşmede istisna getirebilme olanağına rağmen iç hukukumuzda ilk derece olarak
Yargıtayda yargılanacak kişiler bakımından verilen hükümlerin temyiz edilebileceği
öngörülerek iki dereceli sistem benimsendiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının
geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin ikinci fıkrası;
"Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir."
"Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesi;
"(1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.
Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde
karşı oylar da gösterilir.
(2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir."
"Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddenin 6.
fıkrası;
"Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun
maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme
olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde
yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir."
"Eski hâle getirme" başlıklı 40. maddesi;
"(1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir.
(2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır."
"Temyiz istemi ve süresi" başlığını taşıyan 291. maddesi;
"(1) Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün içinde hükmü veren
mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle
yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık
hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ
tarihinden başlar.",
"Temyiz başvurusunun içeriği" başlığını taşıyan 294. maddesi;
"(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda
göstermek zorundadır.
(2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.",
"Temyiz gerekçesi" başlığını taşıyan 295. maddesi ise;
"(1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için
belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde
hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.
Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine
olduğunu açıkça belirtir.
(2) Temyiz, sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza
edilerek verilir.
(3) Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla
gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında
262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır."
Hükümlerini içermektedir.
Bir kanun yolu başvurusunun esas yönünden mercisince incelenmesi, Anayasamızın 36.
maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkemeye erişim
hakkı kapsamında kalmaktadır.
Anayasamızın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesi "Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne
ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz." şeklindedir.
Öğretide de kanun yoluna başvurmanın bir insan hakkı olduğu ifade edilmiştir (Yenisey-
Nuhoğlu, Ceza Muhakeme Hukuku, 4. Baskı, s. 838).
Görüldüğü üzere; temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması kanun tarafından öngörülme, haklı
bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına bağlıdır. Anayasamızın
36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı da bu anlamda mutlak
olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak ölçülülük ilkesi uyarınca sınırlamaların
mahkemeye erişimi imkansız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması da
gerekir.
Anayasal ve yasal nitelikteki söz konusu emredici düzenlemelerden anlaşılacağı üzere;
Yargı mercilerince verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, ceza
miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup
bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve mercisinin tereddüde yer vermeyecek
açıklıkta taraflara bildirilmesi gerektiği şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun
Anayasa’daki emredici düzenlemeye paralel şekilde ilgililerin kanun yolu başvurularında hak
kayıpları ile sonuçlanabilecek yanılgıyı önlemek için ayrıntılı düzenleme yapmak ihtiyacını
hissettiği görülmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da kanun yoluna başvurma hakkının belli bir
süre koşuluna bağlanması, hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması gibi önemli ve meşru
bir amaca hizmet etmekte olduğu, bu bakımdan iç hukuktaki usullerin belirli ve
öngörülebilir olması koşuluyla yargısal başvuruların birtakım kurallara tabi tutulmasının tek
başına mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği ancak
mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama ve hatalardan kaynaklanan
sorumluluğun ilgililere yüklenemeyeceği ve dava açma sürelerini düzenleyen karışık ve
dağınık olan mevzuatın aşırı şekilci yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği
kabul edilmiştir.
Süresi içinde vermiş olduğu dilekçeyle sebep göstermeksizin hükmü temyiz eden tarafın,
kararın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde sunacağı dilekçeyle sebep bildirmesi
gerekmektedir. Bu sürenin hak düşürücü veya düzenleyici nitelikte olduğu uygulamada ve
doktrinde tartışmalıdır. Hukuki bir konuda kesin çizgilerle ayrışmış bir tartışma varsa ve
yargı organları aynı konuda farklı sonuçlara varıyorlarsa taraflar açısından yasanın
öngörülebilirliği ilkesinde sorun olduğu sonucuna ulaşılabilecektir. Nitekim 1412 sayılı
CMUK’nın yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz
taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama, sistemde değişiklik yapan ve istinaf
mahkemelerini faaliyete geçiren 5271 sayılı CMK’nın uygulandığı ilk dönemlerde yanılgı hâli
olarak makul görülebilecektir.
Hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı
yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik
bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme
tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller
dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren
dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesinin yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda
açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla 7 günlük süre içinde yasal
düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan dolayı temyiz talebinin
reddedileceği ihtar edilmeli, sonucuna göre esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp
yapılmayacağına karar verilmelidir.
2. Ön Sorunun Değerlendirilmesi
Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla gerçekleştirilen yargılama sonucunda
14.09.2022 tarihinde yapılan oturumda hüküm özünün, hazır bulunan sanığa, karara karşı
başvurulacak kanun yolu, süresi, mercisi ve şekilleri de belirtilmek suretiyle açıkça okunup
usulen anlatıldığı, nüfuz ticareti suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak
sanığın 15.09.2022 tarihli ve süresi içerisinde sunduğu dilekçeyle temyiz kanun yoluna
başvurduğu, temyiz dilekçesi içeriğinden; kararın usul ve yasaya aykırı olması nedenine
dayanmak suretiyle gerekçeli kararın tebliğ edilmesini talep ettiği, gerekçeli kararın sanığa
20.10.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sanığın 02.01.2023 tarihinde
süresinden sonra temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla; temyiz başvurusunda temyiz
nedenleri göstermeyen sanığa CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca sanığa temyiz nedenlerini
bildirir ek dilekçenin gerekçeli kararın tebliğ edilmesinden itibaren yedi gün içerisinde
verilmesi gerektiği hususunda meşruhatlı tebligatla yapılması gerektiği ve 7 günlük süre
içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan dolayı
temyiz talebinin reddedileceği hususunun ihtar edilmesinin gerekmesi karşısında; Özel
Dairece bahsi geçen ihtaratın yapılmamış olduğu belirlenmekle sanığın temyiz nedenlerini
sunduğu dilekçesinin süresinde olduğunun kabul edilmesi gerekmiştir.
B- Başka bir soruşturma kapsamında maktulün cep telefonuna el konulması neticesinde
maktul ile sanık arasında geçtiği tespit olunan Whatsapp yazışmalarının hukuka aykırı
olarak elde edilen delil niteliğinde olup olmadığı ve hükme esas alınıp alınamayacağının
tespiti açısından eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığı;
1. İnceleme Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan
delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak,
kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis
etmektir. Gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, gerekse 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu; adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi
gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele
alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak
gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni
delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
2. Somut Olayın Değerlendirilmesi
...(...)’ın öldürülmesi üzerine kasten öldürme suçu kapsamında yapılan soruşturmada atılı
suçun fail veya faillerinin tespiti amacıyla maktülün cep telefonunda yapılan inceleme
üzerine maktül ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı olan sanık ...
arasında geçtiği tespit olunan Whatsapp mesajları neticesinde sanık hakkında başlatılan
soruşturma kapsamında, Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/320 Esas numaralı
dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan yargılanan maktul ...
(...)’ın kardeşi tanık Abdurrahman'ın 12 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile
cezalandırılmasına karar verilmesi sonrası kararın istinaf edilmesi üzerine istinaf
incelemesini yapan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinde görevi
bulunmayıp başka Dairelerde görevli Cumhuriyet savcısı olan sanık ile hemşehrisi olan
maktul ...(...)’ın irtibata geçtiği, tanık Abdurrahman lehine karar verilmesi veya tahliye
edilmesi için ...(...)'ın sanıktan talepte bulunması sonrası sanığın davayı takip edip dosya
hakkında bilgi aktararak olumlu sonuç alacağı izlenimi verdiği ve tanık Abdurrahman lehine
bir karar verilmesini sağlamak için girişimde bulunması karşılığında maktül ...(...)’tan bir
kısım menfaatler temin ettiği ve bu suretle sanığın nüfuz ticareti suçunu işlediği iddia ve
kabul edilen olayda;
Sanık hakkında soruşturmaya maktül ...(...) ile sanık arasında geçen Whatsapp mesajlarının
tespit edilmesi neticesinde başlandığı, bu mesajlardan yola çıkarak sanık hakkında başka
deliller toplanıp tanıkların dinlendiği ve Whatsapp mesajlarının hükme esas alındığı
anlaşılmakla; sanığın bu mesajların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ve hükme esas
alınamayacağını aşamalarda savunması, maktul ...(...)'ın cep telefonunun nasıl ele
geçirildiği dosya kapsamından anlaşılamayıp Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğünün, Gaziantep
Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 13.09.2018 tarihli müzekkerede anılan telefonda
Cumhuriyet savcısının talimatı ile inceleme yapıldığı ve soruşturmaya konu kasten öldürme
suçunun dışında farklı konular içeren maktul ...(...) ile sanık arasında mesajlar olduğu
belirtilerek sanık hakkında ihbarda bulunulması karşısında; bu telefonun olaydan hemen
sonra mı ele geçirildiği yoksa daha sonrasında maktul ...(...)'ın yakınları tarafından mı
teslim edildiği veya verilen arama ve el koyma kararları sonucu mu ele geçirildiği
anlaşılamayıp bu konunun açıklığa kavuşturulmasından sonra arama ve el koyma kararları
ile el koymanın onaylanması kararı olup olmadığı araştırılıp, varsa ilgili kararların dosya
içerisine alınarak telefonun ne şekilde ele geçirildiği, ele geçirilme şeklinin hukuka uygun bir
yöntemle olup olmadığı, bu kapsamda söz konusu Whatsapp mesajlarının hukuka uygun bir
delil niteliğinde olup olmadığı ve bu delilin ceza yargılamasında kullanılıp kullanılamayacağı
hususları tartışıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği
gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Özel Daire hükmünün sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulması
isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Ulaşılan bu sonuç karşısında, asıl inceleme konusu değerlendirilmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.09.2022 tarihli ve 3-35 sayılı kararının sanık hakkında
eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar
verildi.