Danıştay 10. Daire Başkanlığı "İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/5525
Karar No : 2025/6441
2025/5525 E. , 2025/6441 K.
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN: ... Başsavcılığı / ...
DAVACI: ...
VEKİLİ : Av....
DAVALI:... Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ: Av....
İSTEMİN_ÖZETİ: ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının vekalet
ücretine ilişkin kısmının, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca kanun yararına
temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, cezaevi yiyecek bedellerinin tahsili amacıyla adına
düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı, ... tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmesi
istenilmektedir.
Kanun yararına temyiz edilen kararın özeti: ... İdare Mahkemesinin...tarihli ve E:..., K:...
sayılı kararında; cezaevi yiyecek bedellerinin tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen
2.380,50 TL tutarlı, ... tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin iptaline, karar tarihi itibarıyla
yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrasındaki,
"Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi uyarınca
belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya
verilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği
düşünülmektedir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ :Cezaevi yiyecek bedellerinin (...) tahsili amacıyla adına düzenlenen 2.380,50
TL tutarlı, ... tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu
işlemin iptali ile karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
uyarınca (Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13/2 maddesindeki, "Ancak, hükmedilen ücret
kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi dikkate alınarak) belirlenen toplam
2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesi yolunda ... İdare
Mahkemesince kesin olarak verilen ... tarihli ve E:... K:... sayılı kararın vekâlet ücretine
ilişkin hüküm fıkrası yönünden kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle davacı vekilinin
Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçesi üzerine konu incelendi:
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına
Temyiz” başlıklı 51. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare
mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden
geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden
Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı,
daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır."
kuralına yer verilmiştir.
Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı
yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usulî sebeple kanun yolu
incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu incelemesi
yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak
verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda
da tereddüt bulunmamaktadır.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya
temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları
açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna
başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare
mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup,
bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin
kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.
"Kanun yararına bozma üzerine, kararı veren mahkemece davaya yeniden bakılmaz,
Mahkemenin bozmaya uygun yeni bir karar vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına
bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan hükmün hukukî sonuçlarını ve dolayısıyla
tarafların hukukî durumunu etkileyen bir sonucu yoktur. Bozmanın amacı, benzeri davalarda
mahkemelerin aynı hukukî yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usûl ve esasa ilişkin hukuk
kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan ibarettir. Bu nedenle, kanun
yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar hükmünü yürütecektir. Kanun yararına bozma
kararının Resmî Gazetede yayımlanması ile, uygulanan hukuk kuralının Ülkenin her yanında
aynı şekilde anlaşılmasını sağlama amacı güdülmüştür" (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel,
Açıklamalı İçtihatlı Notlu İdarî Yargılama Usûlü, 1983, s. 735, 736).
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun ''Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması'' başlıklı 168.
maddesinde;
''Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer
işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak
Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne
alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet
Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle: 16/6/2009-5904/35 md.) Şu kadar ki hazırlanan tarifede;
genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali
yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için
avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten
itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir.
Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği
gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife,
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde
onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet
Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm
verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.'' hükmü getirilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun verdiği bu yetki kapsamında 2024 yılında uygulanacak
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 21/09/2023 tarihli ve 32316 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanmıştır. Tarifenin 13. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise;
''(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para
veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu
Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci
maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası,
16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına
göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.'' düzenlemesi
yapılmıştır.
Öte yandan; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55/1.
maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri
veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir "ödeme emri" ile tebliğ olunacağı hükme
bağlanmıştır.
Olayda İdare Mahkemesince; Cezaevi yiyecek bedellerinin (...) tahsili amacıyla adına
düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı, ... tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan
davada dava konusu işlem iptal edilmiş, vekalet ücretine ilişkin olarak da Avukatlık Asgari
Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca konusu para ile değerlendirilebilen
davalarda hükmedilen vekalet ücretinin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği,
davanın değerinin 2.380,50 TL olduğu, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13/2 maddesindeki,
"Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi dikkate
alınarak) belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya
verilmesine hükmedilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ)
bendinde vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin
yargılama giderlerinden olduğu, 326. maddesinde kanunda yazılı hâller dışında, yargılama
giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan
her birinin kısmen haklı çıkması durumunda mahkemenin yargılama giderlerini tarafların
haklılık oranına göre paylaştıracağı, 330. maddesinde ise vekil ile takip edilen davalarda
mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği
öngörülmüştür.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin 2. fıkrasında genel bütçeye, il özel
idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve
bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Kanun’un
uygulanmasından doğan her türlü davaların konusu para olsa veya para ile
değerlendirilebilse dahi hükmün verildiği tarihte yürürlükteki Tarifede öngörülen maktu
ücrete göre avukatlık ücretinin belirleneceği öngörülmüştür.
Yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine ilişkin temel düzenlemelerin kanunlarla
yapılması ve buna göre her yıl uygulanacak vekalet ücretlerinin Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi ile belirlenmesi Anayasamıza egemen olan pek çok ilkenin bir yansımasıdır. Tüm
vatandaşların haklarında tesis edilen işlemlere ilişkin olarak mahkemelerde dava açabilmesi
hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri olup, bu hakkın etkili bir şekilde
kullanılabilmesi noktasında avukatlardan yardım alınması da çoğu zaman bir gerekliliktir. Bu
hakkın kullanılması sırasında avukatlardan alınacak hukuki yardım nedeniyle davanın
taraflarının dava açmadan önce; yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretinin miktarını,
hangi taraftan tahsil edileceğini önceden öngörebilmeleri ve buna ilişkin şartların açıkca,
taraflar arasında ayrım yapılmaksızın ve objektif olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Tarafların, dava açmadan davanın kaybedilmesi durumunda ne kadar vekalet ücreti
ödeyeceklerini bilerek ona göre dava açmaları aynı zamanda hukuki güvenlik ilkesinin de bir
sonucudur.
Vekalet ücretlerinin önceden öngörülebilir, taraflar arasında eşit uygulanmasına ilişkin bu
temel yaklaşımın yanı sıra 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin 2. fıkrasında
kanun koyucu özel bir düzenleme getirmiştir. Buna göre idari davaları ya da vergi davalar
gibi devletin tek taraflı olarak yaptığı yüksek miktardaki vergilendirme veya parasal
nitelikteki cezai işlemlerine karşı açılan davalarda vekalet ücretinin dava konusu değere
göre belirlenmesi durumunda ilgili taraf lehine veya aleyhine yüksek oranlarda yargılama
giderine hükmedilmesi mümkün olabileceğinden, kanun koyucu söz konusu davaların bu
niteliğini de dikkate alarak tarafların yüksek miktarlarda vekâlet ücreti tehdidi altında
kalmalarını önlemek amacıyla dava değerinden bağımsız olarak vekalet ücretini maktu
olarak belirleme yoluna gitmiştir. Bu düzenleme ile aynı zamanda gereksiz dava açılması,
mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmesi de önlenmeye çalışılmıştır.
Dava değerinin düşük olduğu idari davalarda, aleyhine karar verilen tarafın ödeyeceği
vekâlet ücretinin Tarifede belirlendiği üzere maktu miktarda olması nedeniyle ilgili tarafa
dava değerine göre daha fazla vekâlet ücreti ödemesi söz konusu olmakla birlikte yukarıda
da değinildiği gibi maktu vekalet ücretinin kanunda açıkca düzenlenmesi, ilgililer açısından
belirli ve öngörülebilir olması, taraflar arasında eşit bir şekilde uygulanması karşısında bu
durum ''Mahkemelere Erişim Hakkını'' ihlal etmemektedir.
Bu itibarla, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin 2. fıkrasında 6183 sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü
(ödeme emri dahil) davalarda yargılama gideri olan avukatlık ücretinin dava değerinden
bağımsız olarak maktu olarak düzenlenmesi nedeniyle İdare Mahkemesince Avukatlık Asgari
Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrası dikkate alınmak suretiyle verilen kararda, vekalet
ücreti yönünden hukuka uygunluk görülmemiştir.
Nitekim, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 02/05/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun’un 81.
maddesiyle değiştirilen 168. maddesinin 2. fıkrasına 16/06/2009 tarihli ve 5904 sayılı
Kanun’un 35. maddesiyle eklenen 2. cümlesinde yer alan “…avukatlık ücreti tutarı maktu
olarak belirlenir.” ibaresinin Anayasa’nın 2., 35. ve 36.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek
iptali istemiyle açılan dava Anayasa Mahkemesi'nin 03/06/2025 tarihli ve E:2024/192,
K:2025/126 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;... İdare Mahkemesince kesin olarak verilen... tarihli ve E:... K:...
sayılı kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı
bir sonucu ifade ettiğinden, bu yönden kanun yararına temyizen incelenerek bozulması
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca talep olunur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve
dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacı tarafından, Silivri 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunca, cezaevinde kaldığı
01/2022 dönemi için "Yiyecek Karşılığı Bordrosu" düzenlenmek suretiyle tahakkuk ettirilen
yiyecek ve iaşe bedelinin ödenmemesi üzerine, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının
bildirimiyle söz konusu yiyecek ve iaşe bedellerinin takip ve tahsili için ... Vergi Dairesi
Müdürlüğünce adına düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı, ... tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin
iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:...,
K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline ve karar tarihi itibarıyla yürürlükte
bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrasındaki, "Ancak,
hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi uyarınca belirlenen
toplam 2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine kesin
olarak karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından, Danıştay Başsavcılığına sunulan 20/10/2025 havale tarihli dilekçe
ile dava sonucunda Mahkemece dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, ancak davacı
lehine, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinin 2. fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine
hükmedilmesi gerekirken, Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrasındaki,
"Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi uyarınca
belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu
belirtilerek, kesin olarak verilen söz konusu kararın vekâlet ücreti yönünden kanun yararına
bozulması talebinde bulunulmuştur.
Danıştay Başsavcılığı tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi
hükmü uyarınca, kesin olan mahkeme kararının vekâlet ücreti yönünden yürürlükteki
hukuka aykırı sonuç ifade ettiği belirtilerek kanun yararına bozulması istenilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
maddesinde,
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun "Kanun Yararına Temyiz” başlıklı 51.
"1. İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar
ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği
bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların
göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz
olunabilir.
2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı,
daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.
3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır."
hükümlerine yer verilmiştir.
2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve
Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun'un 2. maddesinde,
"Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeğe mecburdur.
Bu yiyecek bedelleri cezaevleri idarelerince altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir.
Mahkûmiyetleri altı aydan aşağı olan mahkûmlara ait bordrolar salıverilecekleri tarihten bir
hafta evvel yapılır. Bordrolar mahkûmlara da tebliğ olunur.
Tahakkuk ettirilen yiyecek bedelleri mahkûmlar tarafından ödenmezse, Cumhuriyet
Müddeiumumilikleri tarafından kendilerinin ikametgahı belediyeleri ve belediye teşkilatı
olmıyan yerlerde bağlı bulundukları kaymakam veya nahiye müdürlükleri marifetiyle
borçlarını ödemeğe muktedir olup olmadıkları tahkik olunur.
İktidarları anlaşıldığı halde borçlarını ödemiyenlerden Cumhuriyet Müddeiumumiliklerinin
iş'arı üzerine Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunarak borçlar
tahsil olunur.
Yiyecek bedellerinden doğan alacaklar mahkûmiyetin hitamı tarihinden başlamak üzere beş
senelik mürururzamana tabidir.
İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri
alınmaz." kuralları yer almaktadır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Kanunun şümulü" başlıklı
1. maddesinde,
"Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve
takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz
gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar
dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların
takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur." hükmü;
"Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen alacaklar" başlıklı 2. maddesinde,
"Muhtelif kanunlarda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit
alacaklar hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur." hükmü;
"Ödeme emri" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında,
"Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal
bildiriminde bulunmaları lüzumu bir "ödeme emri" ile tebliğ olunur." hükmü yer almıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun ''Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması'' başlıklı 168.
maddesinde,
''Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer
işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak
Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne
alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet
Bakanlığına gönderilir. (Ek cümle: 16/6/2009-5904/35 md.) Şu kadar ki hazırlanan tarifede;
genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali
yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar ve 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için
avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten
itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir.
Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği
gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife,
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde
onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet
Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm
verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.'' hükmü getirilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun verdiği bu yetki kapsamında, mahkeme kararının verildiği
tarih olan 19/07/2023 tarihinde uygulanacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, 03/09/2022
tarihli ve 31942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Tarifenin 13. maddesinde,
"(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para
veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu
Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci
maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası,
16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına
göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu
Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti
geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu
Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." düzenlemesi yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kanun yararına temyiz isteminin özünü, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre düzenlenen
ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada yapılan yargılama sonucunda davacı lehine
maktu vekalet ücretine mi hükmedileceği, yoksa ödeme emrinin içeriği para cezasının
miktarı göz önüne alınarak, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca,
tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanıp, hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı
geçemeyeceği kuralı esas alınarak mı vekalet ücretine karar verileceği oluşturmaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde; 2548 sayılı Kanun'un 2.
maddesi uyarınca, mahkumların cezaevinde bulundukları sürede ödeyecekleri yiyecek
bedellerinin, Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümlerinin tatbik olunarak tahsil
olunacağı; 6183 sayılı Kanun'un 2. maddesinde ise, Tahsili Emval Kanunu'na yapılan
atıfların, 6183 sayılı Kanun'a yapılmış sayılacağının düzenlendiği, dolayısıyla cezaevi yiyecek
bedellerinin tahsilinin, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre sağlanacağı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin 2. fıkrasında, Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesinde, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin
davalar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak
belirleneceği düzenlenerek, konusu para olsun ya da olmasın (açılan davanın miktarına
bakılmaksızın) 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca açılan her dava sonucunda, haksız
çıkan taraf aleyhine hükmedilecek olan vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi
gerektiğinin hüküm altına alındığı görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, cezaevi yiyecek bedellerinin tahsili amacıyla,
6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca adına düzenlenen 2.380,50 TL tutarlı, ... tarihli ve ...
sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, İdare
Mahkemesince dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verildiği, karar tarihi itibarıyla
yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrasındaki,
"Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi uyarınca
belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya
verilmesine hükmedildiği görülmektedir.
Bu durumda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun
uygulanmasından doğan uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesi kararının verildiği tarih itibarıyla
yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine
hükmedilmesi gerekirken, Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi'nin 13. maddesinin 2. fıkrasındaki
hüküm esas alınarak belirlenen toplam 2.380,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesine
yönelik İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı
sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun, 2/5/2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun’un 81.
maddesiyle değiştirilen 168. maddesinin 2. fıkrasına 16/6/2009 tarihli ve 5904 sayılı
Kanun’un 35. maddesiyle eklenen ikinci cümlesinde yer alan “…avukatlık ücreti tutarı maktu
olarak belirlenir.” ibaresinin, Anayasa’nın 2., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek
iptaline karar verilmesi istemiyle Sakarya Vergi Mahkemesince itiraz yoluyla yapılan
başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesinin 03/06/2025 tarihli ve E:2024/192, K:2025/126
sayılı kararı ile, "... dava değerinden bağımsız olarak vergi davalarında idare lehine veya
aleyhine hükmolunacak vekâlet ücretiyle ilgili olarak Tarifede öngörülen miktarın kabul
edilebilir bir düzeyde olduğu gözetildiğinde kuralla korunmak istenen hukuki değerler ve
kamu yararını sağlama amacı arasında makul dengenin kurulduğu, bu yönüyle kuralda
hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmadığı gibi kuralla vergi davalarında taraf olan
gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerin mahkemeye erişim haklarına ölçüsüz bir sınırlama
getirildiğinin söylenemeyeceği" gerekçesiyle anılan ibarenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve
itirazın reddine karar verildiği görülmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin KABULÜNE,
2.... İdare Mahkemesinin... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının vekâlet ücretine ilişkin
kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün
hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Kararın birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî
Gazete'de yayımlanmasına, 24/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.