T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/2785
Karar No : 2020/4434
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. Yrd.
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: … , K: … sayılı dava konusu
işlemin iptali yolundaki kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Türk vatandaşı ile evlenen Yunanistan uyruklu davacının, Türk
vatandaşlığına geçmek için yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin İçişleri Bakanlığı
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 27/11/2014 tarih 108077 sayılı işleminin
iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: … , K: … sayılı
kararıyla; uyuşmazlığa konu olayda davacı ile ilgili olarak güvenlik birimlerince mahallinde
yapılan araştırmalar sonucu düzenlenen tutanaklarda evlilik birliği içerisinde eşiyle bir arada
oturdukları, komşularıyla iyi münasebetleri olduğu, Türk kültür, örf ve adetlerine bağlı
olarak yaşadıkları, 15/05/2014 tarihinde … Valiliği Vatandaşlık İnceleme ve Araştırma
Komisyonu Mülakat ve Değerlendirme Formunda 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinde
belirtilen şartları taşıdığının belirlendiği, davacının "resmi belgede sahtecilik" suçundan
yargılandığı dava neticesinde … Ağır Ceza Mahkemesi'nin E: … , K: … sayılı kararıyla kamu
davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, … Asliye Ceza
Mahkemesi'nin E: … , K: … sayılı kararıyla davacının "reşit olmayan mağdureyi rızasıyla
alıkoymak ve rızayla birden fazla ırzına geçip kızlık bozma" suçunu işlediğine dair
mahkumiyetini gerektirecek kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığından beraatine karar
verildiği, bu davanın Yargıtay aşamasında ise her ne kadar anılan kararın bozulmasına karar
verilmiş olsa da bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan
kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, bu kararlar ceza veya
mahkumiyet olarak değerlendirilemeyeceği gibi böyle bir kabulün masumiyet karinesinin
ihlali anlamına geleceği, ayrıca incelenen olayda davacının vatandaşlığa alınma şartlarını
taşımadığına ilişkin bir tespitin bulunmaması, davacının evlilik birliği içerisinde eşi ile bir
arada oturduğu ve davanın açıldığı tarihte bebek bekledikleri, Türk gelenek örf ve adetlerine
göre hareket ettiği, davacının evlendiği 25/12/2010 tarihinden önce açılan ve aleyhine bir
sonuç doğurmayan davalardan bahisle vatandaşlık talebinin reddedilmesine ilişkin dava
konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının resmi belgede sahtecilik
ve reşit olmayan mağdureyi rızasıyla alıkoymak ve rızayla birden fazla ırzına geçip kızlık
bozma fiillerinin içerisinde bulunmasının tek başına vatandaşlığa başvurusunun reddi için
yeterli olduğu ilgili yönetmelikte bu fiiller hakkında yargı ya da mahkumiyet kararı
aranmadığı ve bu konuda davalı idarenin takdir yetkisi bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi
kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve
dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde
mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz
nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E: … , K: … sayılı
temyize konu kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54.
maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş)
gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/11/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar
verildi.
(X)-KARŞI OY :
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunun'un, Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla
kazanılması" başlıklı 16. maddesinde" (1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk
vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve
evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir.
Başvuru sahiplerinde;
a) Aile birliği içinde yaşama,
b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama,
c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama,
şartları aranır..." düzenlemesi yapılmıştır.
Türk vatandaşının, bir yabancı ile evlenmesi halinde, yabancı olan eşin evlilik yolu ile
vatandaşlık talebinde bulunması durumunda, 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile
yabancının, Türk vatandaşlığını kazanmak için başvurabilmesinin asgari koşulunun üç bent
halinde sayıldığı, bunların birlikte aranacağının belirtildiği, "millî güvenlik ve kamu düzeni
bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama" şartının bir mahkumiyete
bağlanmadığı; idarece değerlendirme yapılırken özellikle; uyuşturucu, kaçakçılık, hırsızlık,
fuhuş, terör ile ilgili vakaların dikkate alındığı görülmektedir.
Mutlak anlamda kişiye sıkı sıkıya bağlı olan evlenme kararı, Türk vatandaşlarının kişisel
tercihi iken; Türk vatandaşı ile evlenen yabancının vatandaşlığa kabulü; kamu hizmetine
girme, sosyal güvenlik kurumlarından yararlanma, seçme seçilme hakkı kazanma gibi...
kamusal sonuçlar doğurduğundan; başvuruda bulunan yabancının, mevzuatta aranan asgari
şartları taşıyıp taşımadığına ilişkin davalı idarece gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan
sonra, vatandaşlık isteminin kabul edilip, edilmeyeceği hususunda yapılacak
değerlendirmede geniş bir taktir hakkı bulunduğu tartışmasızdır.
Dava dosyası incelendiğinde; davacının Türk vatandaşlığına alınması talebiyle yapmış
olduğu başvurunun incelendiği ve istemin reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka
aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenle, davacının başvurusunun reddi yönünde tesis edilen işlemin iptali
yolunda verilen mahkeme kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyu
ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.
(XX) - KARŞI OY:
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinde, bir Türk vatandaşı ile
evlenmenin doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacağı, ancak bir Türk vatandaşı ile en
az 3 yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancıların Türk vatandaşlığını kazanmak
üzere başvuruda bulunabilecekleri, başvuru sahiplerinde; aile birliği içinde yaşama, evlilik
birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama şartlarının aranacağı, 10. maddesinde
ise Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancının, bu Kanunda belirtilen şartları
taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabileceği ancak anılan
şartları taşımanın vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamayacağı kurala
bağlanmıştır.
Bu kapsamda, vatandaşlık verme hususunda devletin hükümranlık hakkı ve takdir yetkisi
bulunduğu açık olup; davacının Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun,
bazı faaliyet ve eylemleri nedeniyle yargılandığı ve suç kayıtları dikkate alınmak suretiyle
reddi yönünde tesis olunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın
reddi gerektiği görüşüyle Dairemizin onama kararına katılmıyorum.